|
|
DOĞU ANADOLU BÖLGESİ ( KAFKAS ARISI ) |
Gönderen: AHMET BİRBİLEN
Tarih: 02-07-2008 - Saat: 06:06 AM
|
|
Doğu Anadolu denince aklımıza mükemmel özelliklere sahip olan Kafkas Arısı gelmektedir. Halihazır bu bölgemizde her iki tipi de mevcuttur. Kars, Erzurum, Elazığ ve son günlerde Erzincan İlimizde de T.K.V.’nin ana arı üretim istasyonları entegre sistemi kurma ve çalıştırma girişimleri içinde olduğunu bilmekteyiz.
Soğuk, karasal ve yüksek rakımlı yaylaların gerçek kahramanı olan Kafkas Arıları (dağ tipi) gayet siyah abdomen halkaları, tüylü vücudu , sakinliği ve çalışkanlığı ile ayrıca diğer arı ırklarının kışlık bal stoklarını toparlayamadıkları sezonlarda bile onlar sahiplerini bu sıkıntılardan her zaman kurtarmışlardır.
Oğul verme özelliği nerede ise yok denecek kadar azdır.
Gayet sakindir. Parfüm kullanmadan başka kovanlardan verebileceğiniz takviyeleri kabul etmezler. Mutlaka parfüm kullanmak zorundasınız.
Erken ilk baharda hızlı bir gelişme sergilemediklerinden dolayı, bu ırkı kullanan meslektaşlarımızın dikkatli olmaları gerekir.
Genel olarak tabiattaki flora olayını tam garantiye almaya çalışan bir ırkımızdır.
İşte bu dönemde eğer, arıcı bir sezon öncesinin sonbaharında gereken kış askerini yaptırmak için besleme yapmamışsa kolonilerini kaybedebilir. Bu olay sürekli olarak arıcılar tarafından bir yakınma ve şikayet konusu olarak anlatılmaktadır.
Yeni çıkarılarak yürürlüğe girmiş olan kanun metnindeki Kafkas Irkı Arının korunması hususundaki yasaklara uyularak, seyyar arıcılık yapan arıcılarımızın Doğu Anadolu Bölgemiz Sınırları içerisinde henüz saf hattı bulunan Kafkas Arısının orijinlerinin bozulmaması için yapılan çalışmalara yardımcı olmaları gerekir.
Sürekli olarak suni tohumlama ve gen bankası oluşturma konusunu bir kez daha tekrarlamak istiyorum.
Yüksek rakımlı yaylalarda, gayet yüksek verim alınan bu arı ırkımızın korunması ve kalıcılığının sağlanması için mutlaka ama mutlaka kafkas gen bankası, tecritli doğal üretim alanı ve suni tohumlama laboratuvarının mutlaka kurulması gerekir.
Devamını Oku..
|
Okunma: (757) -
Yorumlar: (2)
Yazdır
- Gönder
|
|
|
ŞURUPLA BESLEME ZAMANI VE MİKTARI |
Gönderen: AHMET BİRBİLEN
Tarih: 02-07-2008 - Saat: 04:19 AM
|
|
Yurdumuzun bölgesel iklimleri göz önünde bulundurulmak kaydı ile, bölge arıcılarımızın arılarını bal sezonuna hazırlayabilmek için yapacakları çalışmaların ikinci aşaması olarak da bilinmektedir.
5l gün hesaplaması olarak ta bilinen şurupla besleme sistemlerinin başında kaliteli bir şurup hazırlanması hususunda gerekli açıklamayı yukarıda yapmıştık.
Şahsi kanaat ve deneyimlerimiz doğrultusunda, şuruplamayla birlikte hastalıkların tedavisi her ne kadar yapılır denilse de,uzun vadeli ve tam anlamıyla bir sonuç vermemektedir. Tavsiyemiz, ilacın kullanma tarifi veya, tecrübeli bir meslektaşımızın önerileri olmalıdır.
Şuruplamadan kasıt, kek ile besleme döneminin bittiğinin anlaşılması demektir. Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir hususu hatırlatmak isteriz.
Besleme (Geliştirme) amaçlı şurubun kovanlara verilmeye başlandığı günlerde, verilen şurubun arılar tarafından olgunlaştırılması doğal olarak hava şartlarının uygunluğu ile direk bağlantılıdır.
Meslektaşlarımızın ani ısı düşmesi veya bahar aylarındaki dengesiz yağışlardan dolayı, arıların mevcut basmış oldukları petekleri terk etmesiyle verilen şurupların bozulmamasına dikkat edilmelidir.
Bahsettiğim ani ısı düşmesi ile, arıların günü birlik tüketemedikleri şurupların bozulabileceği ihtimali olacağından, bir sonraki şurubun dağıtımı esnasında, bir önceki günden kalan bayat şurupların üzerine yeni şurubu vermemeniz daha iyi bir yöntem olacaktır.
Günlük yapılacak olan besleme işinin, bulunduğunuz yöredeki bal akım günlerinden 7 gün öncesine kadar devam edilmesi yeterli arı mevcudununda elde edilmesi demektir.
Gerekli itina ve temizliklere dikkat edilerek yapılan besleme çalışmaları, bal sezonunda tüm incelikleriyle kendini ispat edecektir.
Normal şartlar altında, herhangi bir ticari kurumun getireceği maddi getiri karşısında, arıcılıktan elde edilecek maddi kazanç miktarı kıyaslama yapıldığında, aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu sizlerde anlamış olacaksınız.
Örneğin: Bir kovan arıya gerek arı parazitleri, gerekse besleme ve gerekse nakliye giderlerinin tamamını bir listede kayıt altına alın.
Bal hasat çalışmalarına başladığınız günlerde, arılığınızda bulunan diğer kovanlara kıyasla o özel bakım ve besleme işlemlerine tabii tuttuğunuz kovanın, diğer kovanların en az üç veya dört katı daha verimli olduğunu göreceksiniz.
Yani burada, yerinde ve zamanında etkili bir bakımla, mevcut maddi imkanlarınızı en üst düzeye çıkarabilirsiniz demek istiyoruz.
Arının zayıfı olmaz, arıcının maddi zayıflığı sonucunda, tüm arılar zayıf kalmaya mahkumdur diyoruz.
Vaktinde yapılacak bakım ve besleme işlemlerine titizlikle riayet edildiğinde bal kovanlara, paracıklarda cüzdana girecek demektir. İnşallah diyelim.
Devamını Oku..
|
Okunma: (2371) -
Yorumlar: (16)
Yazdır
- Gönder
|
|
|
ARICILIKTA YETERLİ MESAİ |
Gönderen: AHMET BİRBİLEN
Tarih: 02-05-2008 - Saat: 10:08 AM
|
|
Günde 8-10 saat çalışan işçi, memur, çiftçi veya başka meslek sahibinin asıl işine engel teşkil etmeden 30 kolonilik bir işletmeye bakabileceği hesaplanmıştır.
İşin içine hafta sonu tatillerini ve aile bireylerinin yardımlarını da katacak olursak 50-60 kolonilik bir işletmeye rahatlıkla bakabilecekleri bir gerçektir. Bu şekilde bir arıcılık yapmak isteyen, mevcut gelir kaynaklarına ek bir gelir kaynağı sağlamak üzere planlayabilir.
Arıları kovanlara, kovanları da götürüp, ıssız bir yere bırakmak suretiyle arıcılık yaptığını düşünmek gibi bir gaflete de düşmemek gerekir.
Bu şekilde yapılacak bir arıcılık, getirisinden çok zarara uğratacaktır. Bu arada sadece sizin kaybınız olsa baş tacı; Ülke arıcılığına dolaylı yönlerden zarar vererek, milli servetimiz olan, arı ürünlerimizin heba olmasına zemin hazırlayacaktır.
Konuyu hastalıklar açısından ele alacak olursak, bir çok ilaçların Hammade'si ülkemizde olmadığından dışarıdan getirilmesi gerekmektedir. Bu da dışa bağımlılığımızı artıran ana faktörlerden sadece arıcılık alanındakilerdir.
Bir kısım arıcılarımız, kafalarının estiği her dönemde arılarına vitamin ve antibiyotik vererek, arılarından çok yüksek verimle alabileceklerini zannetmektedirler.
Değerli dostlarım, yazılarımda her hangi bir hastalık belirtisi anında tecrübeye dayanan öncelikle, kültürel tedbirleri, koloni yönetim tekniklerini ve bölgesel iklimsel değişikliklerini göz önünde bulundurmanız gerektiğini sürekli olarak vurgulamışımdır.
Adeta bir esinti misali, hevese gelerek kullanılan antibiyotik ve vitaminler faydadan çok zarar verecektir.
Özellikle arı hastalıklarının tedavilerinde kullanılabilecek antibiyotiklerin, kullanım tarifi ve süresini kesin bilmek gerekir. Ayrıca ilaçla tedavi uygulaması esnasında, ilacın verilme yöntemi de çok önemlidir.
Bütün bu anlattıklarımı göz önünde bulunduracak olursak, birinci derecede bilinçsiz antibiyotik kullanımı, arıların ömürlerini kısaltacaktır, ikinci derecede ise balda artık maddeler bırakacaktır.
Temennimiz, öncelikle kültürel ve koruma tedbirlerini alarak lüzumsuz vitamin ve antibiyotik kullanımlarından uzak durulmasıdır.
Bu arada bir uyarıda bulunmak isteriz.
Yukarıda 30 kolonilik bir arı ünitesi sadece bal üretimi göz önüne alınarak örnek verilmiştir.
Diğer arıcılık kollarında söz konusu hafta sonu tatilleri kesinlikle yetmediği gibi normal 8 saatlik mesai sürecinin’de bazı günler yetmediğini işin içinde olanlar pek ala bilirler.
Devamını Oku..
|
Okunma: (759) -
Yorumlar: (2)
Yazdır
- Gönder
|
|
|
İŞCİ ARILAR |
Gönderen: AHMET BİRBİLEN
Tarih: 02-05-2008 - Saat: 09:14 AM
|
|
İşçi Arının Yumurta Larva Pupa - Krizalite Dönüşmesi Dinlenme Tablosu.
İŞCİ ARININ OLUŞUMU
Yumurta olarak kalma süresi 3 gün Larva ağzı 10 Günde
Göz kapanmadan önceki süre 5 gün Kapanmaktadır
Larva gözünün kapatılması süresi 2 gün
Dinlenme (Prepupa) 3 gün
Pupadan krizalite dönüşmesi 1 gün
Dinlenme ve ergin olarak çıkış 7 gün
TOPLAM 21 GÜN
Bu tabloyu anladıktan sonra işçi arıların değişik bir açıdan görevlerine devam edelim.
FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER
İşçi arılar kanatlarıyla vantilatör görevi yaparak, dolayısıyla kovandaki hava sirkülasyonunu sağlarlar.
Oluşan bu akım nektar içindeki (taze bal) nemin dışarı atılmasını sağlar.
Sizlerin de bildiği gibi nektarın (taze bir balın) içindeki su miktarı % 30 ile % 90 arasında değişmektedir.
Olgun haldeki balda su miktarı %18.5’dan fazla olmaz.
Burada şunun anlaşılmasını istiyorum. % 30 ila % 90 arasında değişen bir su miktarını % 18.5’ lara kadar düşürebilmek işçi arıların iyi bir vantilatör sistemine sahip olduklarını göstermektedir.
KİMYASAL DEĞİŞİKLİKLER
Nektarın bol miktarda akışının ardından balı yiyerek bir enzimleme işlemine başvurmaktadırlar. Bunun da sonucu olarak doğal haldeki sakkarozun, glikoz ve fruktoza dönüştürülmelerini sağlamaktadırlar.
İşçi arılar, 12 ila 15. gününü doldurduklarında artık olgunlaşan mum salgı bezleri sayesinde mum üretmeye başlarlar.
İşçi arılar karın kısımlarında 4 çiftlik bir mum aynalarına sahiptirler. Mum bu 4 çiftlik mum aynalarından (dikkatinizi çekiyorum) sıvı olarak salgılanmaktadır. Sıvı haldeki bu salgı havayla temas etmesiyle birlikte sertleşir ve levhalar halini alır.
Kovan içindeki hizmetleri gören işçi arılar mum salgılayabilmek için bir zincir şeklini alırlar. Adeta askeri bir malzeme taşınmasını andıran olay bu anda cereyan etmektedir.
Şöyleki üretilen mum plakaları arıdan arıya uzatılarak petek örgü meselesi gerçekleşmiş olur.
Demekki genç işçi arıların yapı yapmaları (petek örmeleri) arının ağzından veya hortumundan imal edilmemekte, direk olarak mum aynalarından imal edilerek kullanılmaktadır.
Toplanan Propolis kovanlardaki açılmalarda, çürümelerin önlenmesinde, yumurta atılacak gözelerin temizlenmelerinde (cilalanmalarında) ve uçuş deliklerinin daraltılarak kovana direk girecek olan havanın kesilmesinde de kullanılmaktadır.
Genç işçi arılar kovandaki sürenin 3. haftasında etrafı tanımak ve dışkıları (pisliklerini) atmak amacıyla uçuş talimlerine başlarlar. Kovanlarımızın mümkünse farklı renklerde olması arıların talimleri veya çalışmalarında kovanları şaşırmamalarına vesile olacaktır. 3.Haftasını tamamlayan işçi arılar artık tarlacı arı olarak göreve başlayacaklar demektir. Yaşlanmalarına bağlı olan hizmetler şöyledir. Polen, genç işçi arıları daha ziyade cezbeder.
Nektar toplama işi daha ziyade yaşlı arıların görevidir. Bir kolonide su taşıma işi daha ziyade yaşlı arıların görevidir; suyun taşınması genelde yavrunun varlığıyla bağlantılıdır.
Buradan işçi arıların yoğun bir şekilde kolonilere su taşıdıklarını görürseniz, ya kolonilerde yeni çıkmış olan yavruların beslenme işlerinin olduğunu veya aşırı sıcaklıklardan dolayı kovan içi sıcaklığının düşürülmesinin gerektiğini, kristalize olmuş bal ve diğer besin maddelerinin sıvılaştırılmasının olduğunu anlayabilirsiniz.
Anlatmaya çalıştığım bu mevzuları, belki arıcılığa yeni başlayan arkadaşlarım ilk Birkaç yıl farkına varamayabilirler; gözlemleme yoluyla tecrübeleri arttıkça bunu daha iyi kavrayacaklardır inşaallah.
Normalde 6 hafta yaşayabilen işçi arılar kışın buna ilaveten bir kaç ay daha fazla yaşamaktadırlar.
Bunun sebebi de çok yüksek kapasitede çalışmalarından dolayı ömürleri yaz mevsiminde erken dolmaktadır.
Her ne kadar fazla çalışmalarından dolayı bir ömür kısalması oluyor dense de, hakikatte Kainatın yaratıcısı olan Allah cc Hazretlerinin takdir ve dilemesi sonucunda oluşan bir gerçektir.
Devamını Oku..
|
Okunma: (249) -
Yorum Yok
Yazdır
- Gönder
|
|
|
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmeniz için Kayıt olmanız gerekmektedir.
|
|