Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
2006 SEZONUNDAKİ ARI ÖLÜMLERİ
#1
Son günlerde sürekli olarak gerek görsel basında, gerekse yazılı basında, 2006 yılında kışlatmaya bırakılan arıların, 2007 yılı baharında çok büyük sayılarla ifade edilen arı ölümlerinden (Arılar yok oldu) bahsedilmektedir.

Yakın geçmiş yıllarda olmasada, gerek yurt bazında, gerekse diğer ülkelerde, geçmiş yıllarda aynı durumların olduğunu duymuştuk.

İllaki bu arı ölümlerini (Arıların yok olmalarını) küresel ısınmaya dayandırarak, arıcıların sanki hiç kusuru yokmuş gibi gösterilmeye çalışılması bizce hiçte uygun olmayan bir açıklamadır.

Küresel ısınma kendi kendiliğindenmi oluştu? Ortada Hiçbir sebep yokken ozon tabakası kendiliğindenmi delindi? Kutuplardaki buzullar hiçbir sebep yokken kendiliğindenmi erimeye başladı?

Evet değerli meslektaşlarım bu şekildeki soruları çok daha sıralayabiliriz.
Elbette yukarıdaki soru ifade eden açıklamaların tamamının temelinde insanlar vardır. Burdan, dünya çapında ve yurdumuzda olan arı kayıplarının temelinde, küresel ısınmanın tabiki faktörü olmuştur ancak en büyük etken yine insanlar olmuştur.

Arı kovanlarında ballı petekler yerli yerinde duran arıcılara bir sorun bakalım gerçekten güzün yapması gerekenleri yaptımı acaba?

Varoa mücadelesi gerçekten bilinçli ve etkili bir şekilde yapıldımı acaba?
Yavru çürüklüğü hastalıklarını arıcılar gerçekten biliyorlarmı acaba?
Ellerindeki arı ırkları kışlatma yapılan bölgelerin, kışlatma amaçlı olsa bile; kışladıkları yerin iklim şartlarına uygun olup olmadığını biliyorlarmı acaba?
Sitemizin bir çok yazı bölümlerinde Türkiye genelinde acilen, ırk ıslahı konusunda çalışmaların yapılmasının ne kadar önemli olduğunu bir çok kez belirtmiştik.

Yurdumuzun her yerine Muğla ırkı arı, Kafkas ırkı arı, İtalyan ırkı arı ve diğer arı ırkları önerilirse bu olumsuz olaylara ırk özelliklerinden dolayıda bir kapı açmış olursunuz.

İş işten geçtikten sonra herkes kendi bilgi ve deneyimi kadar bu konuya bir yorum yapmaktadır.

Arıcılıkta bilinen bir kural vardır, içinde bulunduğunuz sezondan bir sonraki sezona;

a- Yatırım yapmak (Kovan ve malzemeler)

b- Bakım yapmak (Yeterli kışlık yem stoğu)

c- Arı zararlıları ile mücade etmek (Varroa, Yavruçürüklüğü vs)

ç- Temmuz ayı içinde veya engeç ağustosun l5'ine kadar yaşlı ana arıların mutlaka genç ana arılarla takasını sağlamak.

d- Güz şuruplaması yaparak genç kadroyla kışa girmek (Bulunduğunuz yörenin güz mevsimini takip ederek 20 günlük şuruplamayı mutlaka aksatmamak, ancak bu şuruplamayı ara vermeden günlük yapmak.)

e- Kışlatma bölgelerine gidildiğinde veya sabit yerlerde kışlatmaya alırken kovan içinde alınması gereken tedbirleri almak. Örneğin: Kovanların yerden yükseklikleri, Zayıf kolonilerin birleştirilmesi veya boşluklarının bölüm tahtası konarak daraltılması ve rutubet emici malzemelerle doldurulması, arıların kendi bedensel ısılarından dolayı olabilecek rutubetlerin düzenli bir şekilde kovan dışına atılması için örtü bezlerinin veya örtü tahtalarının uygun yerlerinden küçük bir havalandırma sistemi sağlamak, yüzde üç öne doğru meyil verilmesi, kovanların üzerlerine koruyucu ambalaj kartonu ile naylon vs türü malzemelerle yağıştan korumak.

f- Zayıf kovanlara daha güçlü kovanların yağma yapma ihtimalini göz önünde bulundurarak, uçuş deliklerini arının gücüne göre daraltmak.

g- İmkanlar dahilinde yüksek gerilim hatlarının altına veya çok yakınında arıları kışlatmaya hazırlamamak.

h- Yoğun araç trafiğİnin veya tren trafiğinin olduğu yerlerin yakınlarında kışlatmaya hazırlamamak.

ı- Zehirli fabrika atık maddelerinin akarsu veya denize döküldüğü bölgelerde kışlatma veya arı sezonunda mümkün olduğu kadar uzaklaşmak.
Bütün bu sıralamaya çalıştığımız hususlara gereken itina gösterildiğinde, Allah'ın (cc) hazretlerinin izni ile arı ölümlerinin önüne geçileceği bir gerçektir.
Yukarıda sıraladığımız hususları yapmayarak, arıyı kovana, kovanıda Allah'a emanet ettim diyen vurdum duymaz arıcı meslektaşlarımızın 2007 baharında içine düştükleri durumlara bakıldığında; meselenin ne kadar acı bir tablosunun olduğunu umarız anlamışınızdır.

Son günlerde sürekli olarak dile getirilen küresel ısınma sürecininde arılar üzerinde meydana getirdiği etkenleride arı ölümlerine ilave edecek olursak, artık arıcılık mesleğimizin nemelazım ilkeleri üzerinden; bilimsel arıcılık metodlarına doğru kaydığının farkında olmalıyız.

Her şeyden önce arı ve arı ürünlerinden geçimlerini sağlayan meslektaşlarımın, uzaktan kumanda sohbetle değilde bizzat mesleğimizin icraatlarını veren ve gerçekten hilesiz icraatlarda bulunan tecrübeli, önder kardeşlerimizin fikirleri ile yollarına devam etmelerini tavsiye ederiz.
3 Nisan 2007 tarihinde tv'de arı ölümlerinin sebepleri üzerine yapılan bir röportajda ekrana yansıyan görüntülerle söylenen sözlerin uzaktan yakından bir alakasının olmadığını izleyince;

Vay Türkiyem arıcılıkta hangi ellerde, hangi bilgilerle nereye doğru gidiyorsun diye feryat etmiştim.

O görüntülerde çerçevelerin üzerlerine örtü malzemesi olarak şeker veya gübre torbaları konduğunu, ve kesinlikle yukarıda bahsettiğim kovan içi rutubetin dışarı atılması ile ilgili Hiçbir havalandırmanın olmadığını, hatta bazı arı peteklerindeki arıların açlıktan başlarını petek deliklerine sokarak açıklıktan öldüklerini gördük.

Meslektaşlarımın tahsil ve anlayış kabiliyetleri göz önünde bulundurularak neden bir açıklama yapılmadığını üzülerek belirteyim.
Arıcı birliklerinin bu kadar duyarsız kalmalarına ise bilmemki ne demeli.
Ünİversitelere, birliklerin veya arıcıların müracaatları olduğunda gereken araştırmaların yapılacağına kesinlikle inanıyorum.

Kendi kaderine terkedilmiş ve MESLEK DENEYİMİ olmayan kurum veya kuruluşlarla devam eden bir arıcılık sektörünün hangi çıkmaz sokakta nereye kadar gidebileceğini sizlerin yorumlarına bırakıyorum.
Değerli meslektaşlarım, yukarıda acizane sıralamaya çalıştığımız hususları lütfen dikkate alarak arılarınıza gereken işlemleri vaktinde yapın. Şimdilik kaybettiklerimiz bunlar;

Gerekli itina gösterilmediği taktirde, KAYBETTİKLERİMİZİN, KAYBEDECEKLERİMİZ yanında kumsaldaki kum tanesi kadar kıymeti olmayacaktır.
Bireysel ekonomik kayıplarımız, Milli ekonomik kayıplarımız olarak hepimizi etkileyecektir.

Hileli üretim yaparak kısa yoldan para kazanan üreticilerin ekmeklerine yağ sürmeyelim.

Yapılacaksa bu meslek en güzel bir şekilde ve gerçekten inançlarımız doğrultusunda yapılsın inşaallah.

Allah cc Hazretlerinden birdaha bir 2006 kışında olup biten arı ölümlerini bizlere yaşatmaması duasında bulunurken, az veya çok arıları zayi olan meslektaşlarımada sıkıntılarından kurtulmalarını dilerim.

Artık arıcılığın'da bilimsel olarak yapılmasının kaçınılmaz olduğunu hatırlatmamıza gerek yok zannederim.

Özellikle arıcı birliklerinin başında bulunan meslektaşlarımızın mutlaka mükemmel bir arıcı olmasına dikkat edilmelidir.
Her alanda olduğu gibi, benim adam senin adam anlayışını bir kenara bırakarak işi bilene teslim etmek gerekmektedir.

Daha öz bir ifade ile, arazi çalışmalarında tecrübeli meslektaşlarımıza birlik başkanlığı görevlerini önermek ve bu konuda desteklenmeleri gerekmektedir.
ARININ ZAYIFI OLMAZ ARICININ ZAYIFI OLUR.
ahmetbirbilen46@hotmail.com
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi