Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
AVRUPA YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ (Streptococcus pluton white)
#1
Avrupa Yavru Çürüklüğü, dünyanın birçok bölgesinde yaygın olarak bulunan bir yavru hastalığıdır. Schirach 1771 yılında ilk defa kolonide bu hastalığa rastladığı zaman yavruların uygun olmayan besinlerle beslenmeleri sonunda meydana geldiğine inanmıştır. 1985 Yılında Cheshine ve Cheyne, hasta larvalarda Bacillus alvei türünü izole ederek bu bakterinin hastalık yaptığını ortaya çıkarmışlardır. 1920 Yılında ise White hastalığa Bacillus pluton’un neden olduğunu ispatlamıştır. Daha sonra, alvei ile B. Pluton’un sinonim olduğu (benzediği) iddia edilmiştir ve tartışmalar 1950’li yıllara kadar sürmüştür.


Etmeni (Streptococcus pluton white)


Avrupa Yavru Çürüklüğüne sebep olan bakteridir. Sporları kısa elips veya yuvarlak şekilde, çift çift veya kısa zincir halinde bulunur. Büyüklüğü 0.5-0.7 m mikrondur. Çevre şartları ve dezenfektan maddelere karşı çok dayanıklıdır. Balda 1 yıl, arı barsağında 3 yıl, 116 oC’de 2 dakika yaşar.


Bacillus alvei White


Bu bakteri arılarda herhangi bir yavru hastalığına sebep olmasa da Avrupa yavru çürüklüğünün laboratuvar tedkiki esnasında kültürde bulunabilir.


Hastalığın Bulaşma Şekli


Avrupa Yavru Çürüklüğü etmeni gelişmekte olan arı larvasına genç işçi arılar tarafından bulaşık besinlerle ağız yoluyla bulaştırılmaktadır. Hastalığı taşıyıcı (portör) durumunda olan işçi arılar bu hastalığa dirençlidir. Hastalığın kovandan kovana, arılıktan arılığa bulaşması ise şu şekilde olmaktadır.

- İşçi arıların kovanı şaşırmasıyla,

-Yağmacılık ve oğul vermeyle,

- Koloniler arasında yavrulu çerçeve değişimiyle,


- Kovan nakilleriyle

- Zayıf kolonilerin birleştirilmesi ile,

- Kaynağı belli olmayan ballarla arıların beslenmesi ile,


Kolonide Görülen Belirtiler


İlkbahar ve sonbahar başlarında nektar kıtlığı, soğuk hava ve yetersiz beslenme sonunda hastalığın arttığı görülmektedir. Kuvvetli kolonilerde yeni başlayan bir bulaşma ölen larvaların kovan dışına atılmasıyla ortadan kaldırılabilir. Bu durumda hastalık dışarıdan farkedilemez. Diğer sağlıklı larvalarda az sayıda olduklarından ve iyi beslendiklerinden dolayı hastalığın şiddeti azalır.

Ancak hasta larvalar pupa dönemine geçerken dışkılarıyla petek gözlerinin içine bakteriyi bulaştırırlar. Bu şartlar altında hastalık tekrar kısa zamanda yayılma eğilimi gösterir. Bu demek oluyorki önleyici tedbir dışındaki tedavi edici maksatla yapılan ilaçlamaların dönüşümlü olarak zaman geçirmeden uygulamasının ehemmiyeti anlatılmaya çalışılmaktadır.

Hastalığa yakalanmış kovanlarda canlı, istekli çalışkan arılarda aşırı bir hassasiyet, tedirginlik, isteksizlik ve tembellik göze çarpar. Hastalığın her döneminde kovan önüne atılmış ölü larva kalıntılarına rastlanır.


Yavrulu Peteklerde Görülen Belirtiler


1- Larvalar 3-4 günlük olduklarında hastalığa yakalanırlar.

2- Ölümler % 90 oranında sırlanmamış gözlerde meydana gelir. Eğer larva gözleri sırlandıktan sonra ölürse, bir süre sonra sır tabakası çöker, delinir ve rengi açılır.

3- Ölü larvaların rengi donuk beyazdan kirli koyu sarıya, kahverengini alır ve sonra da siyaha dönüşür.

4- Ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedir. Sonraları hamur kıvamını alr ve bazan sertleşir.

5- Çürüyen larvalarda pek az yapışma ve uzama görülür. İşçi arılar kurumuş gözleri kolayca temizleyebilirler.

6- Çürüyen larvalardan kokuşmuş bir et kokusu etrafa yayılır. Hastalığın yoğun olduğu kolonilerde bu koku, kovan kapağının ilk açıldığı anda bile hissedilebilir.

7- Larvalar genellikle göz içinde C harfi (kangal) durumunda kıvrılmış bir haldeyken ölürler. Daha sonra petek gözünün alt yüzeylerine yığılırlar.

8- Petekteki yavrulu alanlar muntazam değildir.


Hastalığın Ülkemizde Bulunuşu


Hastalıkla ilgili ilk şüpheli örnekler Bodenheimer (1942) tarafından kaydedilmiş ise de bu tarihlerde laboratuvar tetkikinden çok mikroskobik teşhis metodları kullanılmıştır.

Bu yüzden sonuçlar kesin bulgu yerine gözlem veya şüpheden ileri gidememiştir. Ancak 1952 yılında Pendik Bakteriyoloji Enstitüsü Müdürü Veteriner Hekim Muzaffer BEKMAN Türkiye’de birçok kolonide Avrupa Yavru Çürüklüğüne rastlandığını Tarım Bakanlığına rapor etmiştir.

Avrupa Yavru Çürüklüğünün laboratuvar teşhisi, TKV. Entegre Arıcılık Projesi Müdürlüğünün bünyesinde 1985 yılında kurulan Arı Hastalıkları Teşhis Laboratuvarında ücretsiz olarak yapılmaktadır.


Hastalıktan Korunma


Hastalığın çevreye ve diğer arılı kovanlara bulaşmaması için öncelikle bulaşma yolları en aza idirilmelidir. Bunun için :

1- Hastalık görülen koloniler tedavi edilmeden nakledilmemelidir.

2- Zayıf kovanların birleştirilmesi ve yavrulu çerçeve takviyesi gibi işlemler hastalıklar yönünden incelendikten sonra yapılmalıdır.

3- Arılık, kovanlar ve tüm kullanılan arıcılık malzemeleri dezenfekte edilmeli, etrafa süzülmüş petek, balmumu vb. gibi artıklar atılamamalıdır.

4- Kovanlar kuvvetlendirilmeli, gerektiği zaman besleme yapılmalıdır.

5- Kullanılan temel petekler steril olmalı, hastalık etmeni taşımamalıdır.

6- Kovanda yaşayan mum güvesi, kulağa kaçan ( Çatalkız) vb. gibi zararlılar ile mücadele edilmelidir.


Hastalıkla Mücadele


Hastalığın bulaşması ve yayılma şekli, Amerikan Yavru Çürüklüğü etmenine büyük benzerlik gösterdiği için koruma ve kontrol yöntemleri de bundan pek farklı değildir.

1- Hastalık, ilaçlama yapılamayacak kadar yoğun ise koloniler arıları ile birlikte yakılır. Bunun için tarlacı arıların kovana dönmeleri beklenir ve akşam saatlerinde 0.2 litre benzin emdirilmiş bez şeritler kovan içinde yakılarak arılar öldürülür.

2- Elde kalan boş kovan gövdeleri, prümüz ile hafif esmerleşinceye kadar aleve tutulur.

3- Kullanılan tüm arcılık malzemeleri, Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığında olduğu gibi dezenfekte edilmelidir.


İlaçla tedavi


Hastalığın tedavisinde çeşitli bakteri öldürücü antibiyotikler kullanılmaktadır. Bunların başında Terramycin, Neo Terramicin, Streptomycin sulfat ve Eritromycin (Apivesin) gibi antibakteriyel ilaçlar gelmektedir.


Terramycin Uygulaması


Terramycin bu gün Avrupa yavru çürüklüğüne karşı dünyada en yaygın olarak kullanılan bir antibiyotiktir. Bu antibiyotiğin toz, tablet, sıvı, emilsiyon konsantre, enjektabl gibi çeşitli formulasyonları mevcuttur. Hasta arılara çeşitli yöntemlerle ilaç vermek mümkündür. Örneğin toz formulasyonları, 60 Gr. pudra şekerine 3 Gr. karıştırılarak çerçeveler üzerine bir kaşıkla serpilerek tatbik edilebilir. Veya şurup içine 250 Mgr. aktif madde isabet edecek şekilde konarak ilaçlı şurup hazırlanabilir. Eğer ilaç tablet halindeyse l25 Mgr’lık 2 tablet alınır, bir fincan suda eritilerek şuruba karıştırılır.

İlaçlı şuruplar boş peteklere doldurularak verildiği gibi sterilize edilmiş olan şurupluklarlada arılara verilmelidir. İlaçlama 3 gün ara ile 3 veya dört defa tekrarlanmalı tabiattaki nektar akımından öncede işlem bitirilmelidir.
Bal mevsiminde antibiyotik kullanılması balda bakiye kalma ihtimalini artırcağından dolayı; böyle bir uygulama hatalı olacaktır.Bu nedenle sonbahar ilaçlamaları bal hasadından sonra yapılmalıdır. Terramycin siz arıcılara daha önceki kısımlarda verilen kek formüllerine karıştırılarak da kolonilere verilebilir. Ancak böyle bir kekin hazırlanışıyla kolonilere verilme süresi 24 saatten fazla olmamalıdır.


Neo-Terramycin Uygulaması


Son yıllarda Amerikan yavru çürüklüğü tedavisinde kullanılan Neo-Terramycin’in Avrupa yavru çürüklüğündede kullanıldığı tesbit edilmiştir. Ancak normal uygulanacak doz miktarı kesin bildirildiği halde bilinçsizce daha yüksek dozda Antibiyotik kullanılmakdadır. Böyle bilinçsizce uygulanan ilaçlamalar sonucunda belkide bu mikropların bir bağışıklık mekanizması kazanacakları göz ardı edilmemelidir.

Buradan Tarım İl Müdürlüklerinde Arıcılıkla uğraşan teknik elemanlara seslenerek konunun ehemmiyetinin anlaşılarak memleket arıcılığımıza yardımcı olmalarını istemekteyim.


Streptomycin sülfat uygulaması


Streptomycin, toprakta yaşayan Streptomyces Griseus adlı bir bakteri tarafından sentezlenen antibiyotiktir. Aynı zamanda penisilinden sonra ilk geliştirilen mikrop öldürücüdür. Özelliği ise bazı mikroorganizmaların proteinlerindeki birleşmeye engel olarak yapılarını bozmaktadır.

Streptomycin sülfat avrupa yavru çürüklüğü tedavisinde kullanılan etkili bir antibiyotiktir. Tedavi için l Lt şuruba l25 Mlgr. ile l50 Mlgr. arasında değişen miktarlardaki dozlar uygulanmalıdır.Kolay bozulmayan ve koloniye toksik etkisi olmayan bi ilaçtır. İlaçli şurup uygulaması ise 4 gün ara ile 3 defa yapılmalıdır. Şuruplama tarifi ile ilgili açıklama yapılsada acizane sizlere daha pratik bir sistemi tavsiye etmek istiyorum. Simge marka su püskürtme pompalarından bir tane (Cam sil Tipi) alın. Pompanın içine eczanelerden kolaylıkla satın alabileceğiniz Streptomycin sülfat iğnesinin tozunu boşaltın.

Kaynamış yani içindeki mikro organizmalardan arındığına inandığınız ılık suyu (l Lt) ve 200 gram pudra şekerinide ilave edin. Kısa bir çalkalama sürecinden sonra, kovanlardaki çerçevelerin her bir yüzüne üçer tetik ilaçlı şurubu pompayı en ince püskürtme ayarına getirerek ilaçlayın. Bu ilaçlama şeklini iki gün arayla 4 defa tekrarlayın. Eğer hastalık normal seyir halinde ise hiçbir belirti kalmıyacaktır. Hastalık çok ilerlemiş durumda ise 2 gün arayla 4 defalık ilaçlamanıza 3 defalık ilaçlamayı ekleyin. İnşallah hastalıktan eser kalmayacaktır.


Eritromycin uygulaması



Bakteri hücresindeki protein sentezini engelleme özelliğinden dolayı hastalık yapan bir çok bakteri topluluğuna karşı öldürücü etkiye sahiptir. Apivesinin, etken maddesi Eritromycin fosfat olan bir antibiyotiktir. Avrupa yavru çürüklüğü hastalığına karşı ruhsat almıştır. l99l yılında ise adı Apivesin olarak değiştirilmiştir.

Apivesin genellikle kolonilere şurup içerisinde verilmektedir. Bunun içinde tavsiye debileceğim , aynı zamanda da bizzat denediğim doz İlkbahar da l/l Sonbaharda ise 2/l oranında hazırlanacak olan şuruba l poşet kullanılmasıdır.

Hazırlanan ilaçlı şurup hasta kolonilere 3-4 akşam verilecek şekilde bölünerek uygulanır. Tedavi sonucuna kadar ilaçlı şurup her koloni için gerekirse ara vermeden her akşam 3-lt. ye kadar artırılarak verilebilir.

Bunun için bir fincan suda eritilen 4,5 gr,lık bir paket ilaç, l kg. keke karıştırılır. İlaçlı kek 3 parçaya ayrılır ve akşam üzeri 3 ayrı hasta kolonideki arılı çerceveler üzerine yerleştirilir. Ancak bu ilaçlama yöntemini denememe rağmen streptomycin’ deki başarı düzeyini yakalayamadım.

Şuruplama sistemiyle hastalık tedavi yöntemi, pompayla yapılan ilaçlama sistemine göre daha uğraşı istediğnden arıcı kardeşlerimin bu pasif yola başvurduklarınıda bilmekteyim. Tavsiyem pompalı sistemden şaşmayınız.
ARININ ZAYIFI OLMAZ ARICININ ZAYIFI OLUR.
ahmetbirbilen46@hotmail.com
Cevapla
#2
saygıdeğer hocam eczaneden bu streptomisin sülfat aldım ama 1 gr lık bunu nasıl kullanacağız 125 veya 150 mgr yokmuş
Ara
Cevapla
#3
Ustalar bir soru sorulmuş ama forum üyeleri cevap yazmamış. illaki bunu kullanan vardır.
Cevapla
#4
yok abi soru sorduk kimse burda yok

murat bey
Ara
Cevapla
#5
Sorulara cevap verilmemiş. Yöneticisi olmayan bir sitemi yoksa.
Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi