<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[AHMET BİRBİLEN ARICILIK SİTESİ - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.ahmetbirbilen.com/</link>
		<description><![CDATA[AHMET BİRBİLEN ARICILIK SİTESİ - http://www.ahmetbirbilen.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 09:02:22 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[dünyada baska 1 arı ırkı * ana arı ve farkıl kovan]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-dunyada-baska-1-ari-irki-ana-ari-ve-farkil-kovan.html</link>
			<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 18:50:12 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-dunyada-baska-1-ari-irki-ana-ari-ve-farkil-kovan.html</guid>
			<description><![CDATA[Hocam ilk defa konu yazı yorum nasıl bilmiyorum bu forum da tam türkce kotu ama paylaşmaz sam <br />
<br />
kotu oluru yanılşılk varsa düzeltin lütfen saygılar Ahmet Bey<br />
<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=b3IiDrwcIak&amp;feature=related" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=b3IiDrwcI...re=related</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hocam ilk defa konu yazı yorum nasıl bilmiyorum bu forum da tam türkce kotu ama paylaşmaz sam <br />
<br />
kotu oluru yanılşılk varsa düzeltin lütfen saygılar Ahmet Bey<br />
<br />
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=b3IiDrwcIak&amp;feature=related" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=b3IiDrwcI...re=related</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Temmuz ortasinda koloniyi bölerek varoa mücadelesi]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-temmuz-ortasinda-koloniyi-bolerek-varoa-mucadelesi.html</link>
			<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 03:40:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-temmuz-ortasinda-koloniyi-bolerek-varoa-mucadelesi.html</guid>
			<description><![CDATA[Selamin Aleyküm Ari dostlari,<br />
<br />
Almanyada yasadigimdan belki ifadelerde vede isimlerde hata yaparsam affola.Amacim nacizane yapabilirsem yardimci olmak.<br />
<br />
Bahsettigim konu Tarlaci arilarla yavrularin ayrilarak tedavisidir.Ayirma sebebebi ise bilindigi gibi varoanin kapali yavrularda daha fazla barinmasi sebebi ile verilen ilaclarin etkisinin oldukca azalmasidir.<br />
<br />
Bu islem icin en güzel zaman ikinci Bal hasatindan sonraki dönemdir. Benim yasadigim yerde bu zaman Temmuzla birlikte baslar. Fazla gecikmemekte fayda var cünki gec kalindigi dönemlerde havanin serinleyeceginden kolonilerin gelismesi zor olacagindan arilar zayif kalacaktir.<br />
<br />
Bu iste bize iki kovan lazim.<br />
<br />
Arilarimizi Bölecegimiz güne gün x diyelim. gün x de eski Kovanimizin yerini bir kac Metre degistiriyor,yerine bos Kovanimizi koyuyor,mümkünse icine eski kovanimizdan bir kac balli ama yavrusuz,Yumurtasiz petek koyuyoruz.Bu petekler üzerindeki genc arilar kalabilir. Geri kalan alani varsa kabartilmis,yoksa temel peteklerle dolduruyoruz.Ana arimizda bu yeni Kovana geliyor.Mümkünse anayi 2 gün kafesliyoruz, bunun sebebide ananin yumurtlamasini 2 gün engellemek.Bu sistemi bulan kisi yumurtanin dahi Varoa mücadelesinde olumsuz etkisi oldugunu yazmis.<br />
<br />
Gün x den iki gün sonra tüm Tarlaci arilarimiz yeni kovanda olacaklardir.Tarlacilarimizin oldugu yeni kovani hemen mümkünse sabah erkenden Tarlacilar daha kovandayken yüzde 3,5 lik oksalik asitle(yüzde yirmilik sekerli su ile karistirilarak) petek aralarini gezdirerek veya direk arilarin üzerine püskürterek ilaclama yapiyoruz. yukardada belirttigim gibi ana bu kovanda. Ilaclama isleminden hemen sonra Arilarimiza serbet vermemiz arilarimizin cogalmasi acisindan faydali olacaktir.Girislerinide daraltmayi unutmuyoruz. Bu arada yavrularin ve genc arilarimizin oldugu kovan yeni Ana yapmaya koyulacaktir.Genc Arilarimizin oldugu kovani daha ilaclamiyoruz. Bunun sebebide orda kapali yavrular ve cesitli yaslarda larvalarin olmasi.<br />
<br />
Gün x den 21 gün sonra genc arilarimizin oldugu kovanda artik yavru kalmadi. Muhtemelen yeni bir ana arilarida var. Hemen 21. günün sabah saatlerinde ayni tarlacilarda yaptigimiz gibi ilaclama yapiyoruz.<br />
<br />
Bu islemdeki avantajimiz eger tekrar birlestirmeyeceksek koloni sayimizi artirmis olmamiz, seneye genc ve saglikli arilarilamizla baslamamiz, Varoa mücadelesinde kapali yavrular olmadigindan daha yüksek verim elde etmis olmamizdir.Birlestirsek dahi yasli olan anayi degistirecegimizden genc bir anaya sahip olmamiz,Arilarimizin sayisini nerdeyse iki misli fazla artirmis olmamizdir. Her iki koloniyide serbet veya kekle beslememiz basari oranimizi cok yükseltecektir.<br />
<br />
Almancasi olanlar anlattigim islemi su linkten(<a href="http://people.zeelandnet.nl/epzoi/Poster-Liebig.pdf)" target="_blank">http://people.zeelandnet.nl/epzoi/Poster-Liebig.pdf)</a> daha detayli ve Grafiklerle okuya bilirler.<br />
<br />
Ben Ariciligi süper bildigimi iddia etmiyorum, hatta yeniyim. Sadece Almanca sayfadan elim erdigince tercüme yaptim. Ahmet abi anlattigim mevzuda eksikler yada yanlislar varsa lütfen düzeltiniz.<br />
<br />
Allah CC.hepimizi islerimizde muvaffak etsin,yar ve yardimcimiz olsun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamin Aleyküm Ari dostlari,<br />
<br />
Almanyada yasadigimdan belki ifadelerde vede isimlerde hata yaparsam affola.Amacim nacizane yapabilirsem yardimci olmak.<br />
<br />
Bahsettigim konu Tarlaci arilarla yavrularin ayrilarak tedavisidir.Ayirma sebebebi ise bilindigi gibi varoanin kapali yavrularda daha fazla barinmasi sebebi ile verilen ilaclarin etkisinin oldukca azalmasidir.<br />
<br />
Bu islem icin en güzel zaman ikinci Bal hasatindan sonraki dönemdir. Benim yasadigim yerde bu zaman Temmuzla birlikte baslar. Fazla gecikmemekte fayda var cünki gec kalindigi dönemlerde havanin serinleyeceginden kolonilerin gelismesi zor olacagindan arilar zayif kalacaktir.<br />
<br />
Bu iste bize iki kovan lazim.<br />
<br />
Arilarimizi Bölecegimiz güne gün x diyelim. gün x de eski Kovanimizin yerini bir kac Metre degistiriyor,yerine bos Kovanimizi koyuyor,mümkünse icine eski kovanimizdan bir kac balli ama yavrusuz,Yumurtasiz petek koyuyoruz.Bu petekler üzerindeki genc arilar kalabilir. Geri kalan alani varsa kabartilmis,yoksa temel peteklerle dolduruyoruz.Ana arimizda bu yeni Kovana geliyor.Mümkünse anayi 2 gün kafesliyoruz, bunun sebebide ananin yumurtlamasini 2 gün engellemek.Bu sistemi bulan kisi yumurtanin dahi Varoa mücadelesinde olumsuz etkisi oldugunu yazmis.<br />
<br />
Gün x den iki gün sonra tüm Tarlaci arilarimiz yeni kovanda olacaklardir.Tarlacilarimizin oldugu yeni kovani hemen mümkünse sabah erkenden Tarlacilar daha kovandayken yüzde 3,5 lik oksalik asitle(yüzde yirmilik sekerli su ile karistirilarak) petek aralarini gezdirerek veya direk arilarin üzerine püskürterek ilaclama yapiyoruz. yukardada belirttigim gibi ana bu kovanda. Ilaclama isleminden hemen sonra Arilarimiza serbet vermemiz arilarimizin cogalmasi acisindan faydali olacaktir.Girislerinide daraltmayi unutmuyoruz. Bu arada yavrularin ve genc arilarimizin oldugu kovan yeni Ana yapmaya koyulacaktir.Genc Arilarimizin oldugu kovani daha ilaclamiyoruz. Bunun sebebide orda kapali yavrular ve cesitli yaslarda larvalarin olmasi.<br />
<br />
Gün x den 21 gün sonra genc arilarimizin oldugu kovanda artik yavru kalmadi. Muhtemelen yeni bir ana arilarida var. Hemen 21. günün sabah saatlerinde ayni tarlacilarda yaptigimiz gibi ilaclama yapiyoruz.<br />
<br />
Bu islemdeki avantajimiz eger tekrar birlestirmeyeceksek koloni sayimizi artirmis olmamiz, seneye genc ve saglikli arilarilamizla baslamamiz, Varoa mücadelesinde kapali yavrular olmadigindan daha yüksek verim elde etmis olmamizdir.Birlestirsek dahi yasli olan anayi degistirecegimizden genc bir anaya sahip olmamiz,Arilarimizin sayisini nerdeyse iki misli fazla artirmis olmamizdir. Her iki koloniyide serbet veya kekle beslememiz basari oranimizi cok yükseltecektir.<br />
<br />
Almancasi olanlar anlattigim islemi su linkten(<a href="http://people.zeelandnet.nl/epzoi/Poster-Liebig.pdf)" target="_blank">http://people.zeelandnet.nl/epzoi/Poster-Liebig.pdf)</a> daha detayli ve Grafiklerle okuya bilirler.<br />
<br />
Ben Ariciligi süper bildigimi iddia etmiyorum, hatta yeniyim. Sadece Almanca sayfadan elim erdigince tercüme yaptim. Ahmet abi anlattigim mevzuda eksikler yada yanlislar varsa lütfen düzeltiniz.<br />
<br />
Allah CC.hepimizi islerimizde muvaffak etsin,yar ve yardimcimiz olsun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erkek Ari petekleri ile varoa mücadelesi]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-erkek-ari-petekleri-ile-varoa-mucadelesi.html</link>
			<pubDate>Sat, 09 Jul 2011 03:37:38 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-erkek-ari-petekleri-ile-varoa-mucadelesi.html</guid>
			<description><![CDATA[Selamin Aleyküm ari dostlari,<br />
<br />
Arastirmacilar varoanin erkek ari gözlerini daha fazla tercih ettigini bulmuslar. Almanyada Arilara bir veya yarim cita (Cita büyüklügüne göre) dogal petek yaptirarak vede bu peteklerin aralarini normalinden biraz fazla tutarak erkek Ari  gözü yapmalarini sagliyorlar. Erkek ari gözleri kapatilinca keserek imha ederekte Varoanin sayisini oldukca azaltiyorlarmis. Oldukca yüksek basari elde ettiklerini iddia ediyorlar. Ama tabiki zamani gelince ilaclamak sart.Bu metod sadece Varoanin zararini azaltmaya yönelik. Ben aricilikta yeni oldugum icin hic denemedim.<br />
<br />
Allaha emanet olunuz.Allah yar ve yardimciniz olsun. Dualarinizi beklerim insaallah.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Selamin Aleyküm ari dostlari,<br />
<br />
Arastirmacilar varoanin erkek ari gözlerini daha fazla tercih ettigini bulmuslar. Almanyada Arilara bir veya yarim cita (Cita büyüklügüne göre) dogal petek yaptirarak vede bu peteklerin aralarini normalinden biraz fazla tutarak erkek Ari  gözü yapmalarini sagliyorlar. Erkek ari gözleri kapatilinca keserek imha ederekte Varoanin sayisini oldukca azaltiyorlarmis. Oldukca yüksek basari elde ettiklerini iddia ediyorlar. Ama tabiki zamani gelince ilaclamak sart.Bu metod sadece Varoanin zararini azaltmaya yönelik. Ben aricilikta yeni oldugum icin hic denemedim.<br />
<br />
Allaha emanet olunuz.Allah yar ve yardimciniz olsun. Dualarinizi beklerim insaallah.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Organik Arıcılık]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-organik-aricilik.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 13:28:31 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-organik-aricilik.html</guid>
			<description><![CDATA[Organik arıcılık; doğada bulunan nektar, polen, su ve propolisin arılar tarafından toplanarak çeşitli arı ürünlerine dönüştürülmeleri işleminde, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarında suni besleme ve kimyasal ilaçlama yapmadan, organik tarım alanlarında veya doğal yapısı bozulmamış florada her aşaması bir kontrol veya sertifikasyon kuruluşunca denetlenen ve sertifikalandırılan arıcılık faaliyetlerine denir.Arıcılıkta organik üretim yapabilmek için Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 3. Bölüm 23. Maddesinde belirtilen “Organik Arı Yetiştiriciliği” kurallarına uymak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Organik Arıcılık Kuralları</span><br />
Arıcılık ürünlerinin organik üretim olarak nitelendirilmesi; kovanların özelliklerine, çevre kalitesine,arıcılık ürünlerinin özenle elde edilmesine, işlenmesi ve depolanması koşullarına bağlıdır. Organik bal üretiminde yavrulu çerçevelerden bal süzülmesi ve bu işlem esnasında sentetik kovucu maddelerin kullanılması yasaktır.<br />
<br />
Organik arıcılıkta dikkate alınacak özellikler şunlardır:<br />
1. Geçiş dönemi,<br />
2. Arıların orijini,<br />
3. Arı kolonilerinim bulunduğu bölge,<br />
4. Arıların beslenmesi,<br />
5. Kovanların ve diğer arıcılık malzemelerinin özellikleri,<br />
6. Hastalıklara karşı alınan tedbir ve mücadelesi,<br />
7. Kontrol ve sertifikasyon İşlemi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Geçiş dönemi</span><br />
Organik üretime karar verilip bu üretim için hazırlıkların yapılmaya başlanmasından organik ürünün üretilip belgelendirilmesine kadar geçen döneme geçiş süreci denilmektedir. Geleneksel arıcılıktan organik arıcılığa geçiş süresi 1 yıldır. Ancak tarımsal üretim yapılmayan alanlarda geçiş süresi uygulanmaz. Geçiş süresinde kovanlardaki bütün petekler ekolojik balmumundan yapılmış olmalıdır. Ekolojik petek, boş çerçeve verilerek organik üretim sahasında yaptırılabilir. Ekolojik olmayan balmumu kullanılması durumunda kalıntı analizi yapılarak kalıntı olmadığının belgelenmesi gerekir. Geçiş süresinde üretilen ürün organik ürün sayılmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Arıların orijini</span><br />
Irk seçiminde, arıların yerel koşullara adapte olabilme kapasitesi, dayanıklıkları ve hastalıklara karşı dirençlilikleri göz önüne alınmalıdır. Arı kolonisi, organik olarak üretim yapılan işletmelerden suni oğul olarak veya geleneksel üretim yapan işletmelerden alınan arı kolonilerinin organik petekli çerçevelere aktarılması suretiyle elde edilir. Yönetmeliğe göre ana arı ihtiyacı, yapay tohumlama ile veya geleneksel üretimlerden kolonilerin % 10’ u kadar alınarak kullanılabilir. Ayrıca ana arıların kanatlarının kesilmesi yasaktır. Ana arıların yenilenmesi esnasında eski ana arının öldürülmesine yönetmelikte izin verilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Arı kolonilerinin bulunduğu bölge</span><br />
Organik arı yetiştiriciliği yapılacak alan, asgari uçuş çapı 3 km olmak koşuluyla 1 yıl önceden kontrol altına alınır ve harita üzerinde yeri belirtilir. Ayrıca uçuş çapı dışında kirlenmeye yol açması muhtemel olan; kent merkezleri , sanayi bölgeleri, atık merkezleri, maden işletmeleri, hidrolik ve termik enerji santralleri ile atık yakma merkezlerinden 3 km, Karayolları Genel Müdürlüğü ağındaki ana yollara 1 km uzaklıkta olmalıdır. Kovanların yerleştirildiği yerde, yeterli nektar, polen ve temiz su kaynağı bulunmalıdır. Karantina tedbirleri uygulanan ve kimyasal mücadele yapılan alanlarda organik arıcılık yapılamaz. Bir müteşebbisin, aynı bölgede birçok arıcılık birimini işletmesi durumunda bütün birimlerin bu yönetmelik gereklerine uygun olması gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Arıların beslenmesi</span><br />
Üretim sezonu sonunda kışı geçirilebilmesi için kovanlarda yeterince bol miktarda bal ve polen bırakılmalıdır. Kovanların, kötü iklim koşulları nedeniyle tehlikeye girmesi durumunda, kolonilerin suni olarak yemlenmesine izin verilir. Suni yemleme organik biçimde üretilmiş ve aynı organik üretim biriminden sağlanan bal ile yapılır. Suni yemlemede organik biçimde üretilen bal yerine, özellikle iklim koşulları balın kristalleşmesini hızlandırıyorsa, organik biçimde üretilen şeker şurubu veya organik şeker melası kullanılmasına izin verilebilir. Suni yemleme ile ilgili olarak kovan siciline; ürünün tipi, tarihi, miktarı ve kullanıldığı kovanlara dair bilgiler yazılmalıdır. Suni yemleme yalnızca son bal hasadı ile müteakip nektar  veya balözü döneminden önceki 15 gün arasında yapılabilir. Kovanların ve diğer arıcılık malzemelerinin özellikleri  Kovanlar, ağaçtan veya diğer doğal malzemelerden yapılmalıdır. Kovanlarda kimyasal boya yerine propolis, balmumu, bitki yağları gibi doğal ürünler kullanılmalıdır.Yeni çerçeve için balmumu organik üretim yapan birimlerden sağlanmalıdır. Bu hususa aykırı bir uygulama olarak; organik biçimde üretilen balmumunun pazarda mevcut olmaması ve kovanda arının kendi yaptığı balmumunun (dalak) alınmış olması kaydıyla, özellikle yeni tesislerde veya dönüşüm süreci esnasında organik üretim biriminden alınmayan balmumunun kullanılmasına kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu tarafından izin verilir. Kabartılmış petekleri güve zararlısından korumak için kimyasal ilaçlar kullanılmamalı, gerekiyorsa soğuk hava depolarında bekletilmelidir. Organik tarım metoduyla üretilen arı ürünleri ambalajlanırken organik ürünün niteliğinin bozulmamasına dikkat edilmeli ve ürünün organik niteliğini koruyacak bütün hijyenik tedbirler alınmalıdır.Ambalajlar; cam, tahta ya da özel üretilmiş uygun organik kaplama maddelerinden yapılmalıdır.Organik arı ürünleri geleneksel arıcılıkla elde edilen ürünlerden ayrı olarak depolanır. Organik ürünlerin depolanması sırasında herhangi bir kimyasal ilaç kullanılmamalıdır. Organik arı ürünleri, karayollarıkenarında bekletilmemeli ve satılmamalıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Organik arıcılık; doğada bulunan nektar, polen, su ve propolisin arılar tarafından toplanarak çeşitli arı ürünlerine dönüştürülmeleri işleminde, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarında suni besleme ve kimyasal ilaçlama yapmadan, organik tarım alanlarında veya doğal yapısı bozulmamış florada her aşaması bir kontrol veya sertifikasyon kuruluşunca denetlenen ve sertifikalandırılan arıcılık faaliyetlerine denir.Arıcılıkta organik üretim yapabilmek için Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 3. Bölüm 23. Maddesinde belirtilen “Organik Arı Yetiştiriciliği” kurallarına uymak gerekir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Organik Arıcılık Kuralları</span><br />
Arıcılık ürünlerinin organik üretim olarak nitelendirilmesi; kovanların özelliklerine, çevre kalitesine,arıcılık ürünlerinin özenle elde edilmesine, işlenmesi ve depolanması koşullarına bağlıdır. Organik bal üretiminde yavrulu çerçevelerden bal süzülmesi ve bu işlem esnasında sentetik kovucu maddelerin kullanılması yasaktır.<br />
<br />
Organik arıcılıkta dikkate alınacak özellikler şunlardır:<br />
1. Geçiş dönemi,<br />
2. Arıların orijini,<br />
3. Arı kolonilerinim bulunduğu bölge,<br />
4. Arıların beslenmesi,<br />
5. Kovanların ve diğer arıcılık malzemelerinin özellikleri,<br />
6. Hastalıklara karşı alınan tedbir ve mücadelesi,<br />
7. Kontrol ve sertifikasyon İşlemi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Geçiş dönemi</span><br />
Organik üretime karar verilip bu üretim için hazırlıkların yapılmaya başlanmasından organik ürünün üretilip belgelendirilmesine kadar geçen döneme geçiş süreci denilmektedir. Geleneksel arıcılıktan organik arıcılığa geçiş süresi 1 yıldır. Ancak tarımsal üretim yapılmayan alanlarda geçiş süresi uygulanmaz. Geçiş süresinde kovanlardaki bütün petekler ekolojik balmumundan yapılmış olmalıdır. Ekolojik petek, boş çerçeve verilerek organik üretim sahasında yaptırılabilir. Ekolojik olmayan balmumu kullanılması durumunda kalıntı analizi yapılarak kalıntı olmadığının belgelenmesi gerekir. Geçiş süresinde üretilen ürün organik ürün sayılmaz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Arıların orijini</span><br />
Irk seçiminde, arıların yerel koşullara adapte olabilme kapasitesi, dayanıklıkları ve hastalıklara karşı dirençlilikleri göz önüne alınmalıdır. Arı kolonisi, organik olarak üretim yapılan işletmelerden suni oğul olarak veya geleneksel üretim yapan işletmelerden alınan arı kolonilerinin organik petekli çerçevelere aktarılması suretiyle elde edilir. Yönetmeliğe göre ana arı ihtiyacı, yapay tohumlama ile veya geleneksel üretimlerden kolonilerin % 10’ u kadar alınarak kullanılabilir. Ayrıca ana arıların kanatlarının kesilmesi yasaktır. Ana arıların yenilenmesi esnasında eski ana arının öldürülmesine yönetmelikte izin verilmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Arı kolonilerinin bulunduğu bölge</span><br />
Organik arı yetiştiriciliği yapılacak alan, asgari uçuş çapı 3 km olmak koşuluyla 1 yıl önceden kontrol altına alınır ve harita üzerinde yeri belirtilir. Ayrıca uçuş çapı dışında kirlenmeye yol açması muhtemel olan; kent merkezleri , sanayi bölgeleri, atık merkezleri, maden işletmeleri, hidrolik ve termik enerji santralleri ile atık yakma merkezlerinden 3 km, Karayolları Genel Müdürlüğü ağındaki ana yollara 1 km uzaklıkta olmalıdır. Kovanların yerleştirildiği yerde, yeterli nektar, polen ve temiz su kaynağı bulunmalıdır. Karantina tedbirleri uygulanan ve kimyasal mücadele yapılan alanlarda organik arıcılık yapılamaz. Bir müteşebbisin, aynı bölgede birçok arıcılık birimini işletmesi durumunda bütün birimlerin bu yönetmelik gereklerine uygun olması gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Arıların beslenmesi</span><br />
Üretim sezonu sonunda kışı geçirilebilmesi için kovanlarda yeterince bol miktarda bal ve polen bırakılmalıdır. Kovanların, kötü iklim koşulları nedeniyle tehlikeye girmesi durumunda, kolonilerin suni olarak yemlenmesine izin verilir. Suni yemleme organik biçimde üretilmiş ve aynı organik üretim biriminden sağlanan bal ile yapılır. Suni yemlemede organik biçimde üretilen bal yerine, özellikle iklim koşulları balın kristalleşmesini hızlandırıyorsa, organik biçimde üretilen şeker şurubu veya organik şeker melası kullanılmasına izin verilebilir. Suni yemleme ile ilgili olarak kovan siciline; ürünün tipi, tarihi, miktarı ve kullanıldığı kovanlara dair bilgiler yazılmalıdır. Suni yemleme yalnızca son bal hasadı ile müteakip nektar  veya balözü döneminden önceki 15 gün arasında yapılabilir. Kovanların ve diğer arıcılık malzemelerinin özellikleri  Kovanlar, ağaçtan veya diğer doğal malzemelerden yapılmalıdır. Kovanlarda kimyasal boya yerine propolis, balmumu, bitki yağları gibi doğal ürünler kullanılmalıdır.Yeni çerçeve için balmumu organik üretim yapan birimlerden sağlanmalıdır. Bu hususa aykırı bir uygulama olarak; organik biçimde üretilen balmumunun pazarda mevcut olmaması ve kovanda arının kendi yaptığı balmumunun (dalak) alınmış olması kaydıyla, özellikle yeni tesislerde veya dönüşüm süreci esnasında organik üretim biriminden alınmayan balmumunun kullanılmasına kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu tarafından izin verilir. Kabartılmış petekleri güve zararlısından korumak için kimyasal ilaçlar kullanılmamalı, gerekiyorsa soğuk hava depolarında bekletilmelidir. Organik tarım metoduyla üretilen arı ürünleri ambalajlanırken organik ürünün niteliğinin bozulmamasına dikkat edilmeli ve ürünün organik niteliğini koruyacak bütün hijyenik tedbirler alınmalıdır.Ambalajlar; cam, tahta ya da özel üretilmiş uygun organik kaplama maddelerinden yapılmalıdır.Organik arı ürünleri geleneksel arıcılıkla elde edilen ürünlerden ayrı olarak depolanır. Organik ürünlerin depolanması sırasında herhangi bir kimyasal ilaç kullanılmamalıdır. Organik arı ürünleri, karayollarıkenarında bekletilmemeli ve satılmamalıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gezginci Arıcılık]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-gezginci-aricilik.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 13:26:49 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-gezginci-aricilik.html</guid>
			<description><![CDATA[Bir koloniden daha fazla  ürün alabilmek ve bitkilerde tozlaşmayı sağlamak amacıyla kovanların bir yerden başka bir yere taşınmasına "gezginci" (seyyar) arıcılık denir. Arıcılık yapılan bölgede çiçeklenmesi kısa süren az sayıda ballı bitki varsa gezginci arıcılık yapıp kovanları nektar ve polen kaynakları yönünden zengin başka yerlere taşımak gerekir. Gezginci arıcılık sayesinde değişik zamanlarda değişik bitkilerden yararlanılarak daha çok ürün almak mümkün olur.<br />
Kovanların taşınması ilkbahar sonu ve yaz başlangıcında sahil ve ovalardan yüksek yaylalara; yaz sonu ve sonbaharda ise çam ve sahil bölgelerine olur.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Gezginci Arıcılıkta Dikkat Edilecek Hususlar</span><br />
 <br />
Önceden gidilecek yerin bitki örtüsü, nektar ve polen zenginliği araştırılmalıdır. Konaklama yeri, rüzgar almayan ve sel yataklarının dışında olmalıdır. Konaklama yeri olarak; tepelerin güney-doğu yamaçları, zirai mücadele ilaçlaması yapılmayan ve ana yoldan uzak yerler tercih edilmelidir. <br />
<br />
Gezginci arıcılık yapılacak bölge bulaşıcı ve yayılıcı arı hastalık ve zararlılarından ari olmalıdır. Arılıklar arasındaki mesafe doğal florada 1 km'den, narenciye, ayçiçeği, pamuk ve çam gibi yoğun nektar veya salgının olduğu yerlerde ise 500 metreden az olmamalıdır. Arılıklar arası mesafenin hesaplanmasında bölgedeki ballı bitkilerin yoğunluğu, nektar veya salgı üretme kapasiteleri ve arılıkların kovan sayıları dikkate alınmalıdır. Aksi halde mevcut potansiyel, koloni sayısının azlığı nedeniyle ya yeterince ya da koloni sayısının fazlalığı nedeniyle ekonomik olarak değerlendirilemez.<br />
<br />
Gezginci arıcılığın temel unsuru olan arı nakillerinde; yükleme, nakil ve indirme işlemleri sırasında kovanlar sarsılmamalıdır. Kovanlar tam dolu olarak taşınmamalı, yeterli havalandırma sağlanmalıdır. Nakiller gece yapılmalı, çok uzun yollarda, arılar ara konaklama yerinde gündüz açılarak dinlendirilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Zirai Mücadele İlaçları ve Arıcılık </span><br />
 <br />
Hızla artmakta olan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılayabilmek için bitkisel ve hayvansal üretimin artırılması temel bir hedef olarak ortaya çıkmaktadır. Bitkisel üretimin artırılmasında pek çok teknik kullanılmaktadır. Bu tekniklerin tam anlamıyla verime yansıması ancak tarımı yapılan bitkilerin hastalık ve zararlılarına karşı etkili bir mücadele ile mümkündür. Kültür bitkilerinde zarar veren  çeşitli hastalıklara, böcek ve yabancı otlara karşı zirai mücadele yapılmakta ve genellikle kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır. Bu kimyasal ilaçlar hem bal üreten, hem de bitkilerin tozlaşmasında hayati öneme sahip olan bal arılarına zarar vermekte, onların ölümlerine neden olmaktadır.<br />
<br />
Tarımda kullanılan ilaçların bal arılarına olan zararlı etkileri; kullanılan ilacın cinsi, uygulama yeri ve zamanı, uygulanan dozu, etki süresi, ilaçlama yöntemi, ilaçlama günlerindeki meteorolojik koşullar gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Hatalı ve tekniğine uygun olmadan kullanılan bazı zirai mücadele ilaçlarıyla kirlenen su kaynakları ve polen tozları, çok sayıda ergin arı ve yavru ölümlerine neden olmaktadır. Toz halinde kullanılan zirai ilaçlar, sıvı halde atılan ilaçlara oranla arılar için daha zararlıdır. Çünkü toz halindeki ilaçlar, daha kolay yayılır ve polenle birlikte kovana taşınabilirler.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Arıların İlaç Uygulamalarından Korunması</span><br />
 <br />
Arılar, arı ürünlerinin üretimi yanında, bitkilerde tozlaşmayı sağlayarak meyve ve tohum oluşumuna da yardım ederler. Bu nedenle bal arılarının korunmasında arıcılarla birlikte bitki üreticilerine de görevler düşmektedir. Bu anlamda, arılarla çiçekler arasında milyonlarca yıldan beri var olan karşılıklı yarar ilişkisine dayanan işbirliği, bitki üreticisi ile arıcı arasında da sağlanmalıdır. Arıların ilaç uygulamalarının zararlı etkilerinden korunmasında arıcı, bitki üreticisi ve Devlet tarafından alınabilecek bazı önlemler aşağıda sıralanmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir koloniden daha fazla  ürün alabilmek ve bitkilerde tozlaşmayı sağlamak amacıyla kovanların bir yerden başka bir yere taşınmasına "gezginci" (seyyar) arıcılık denir. Arıcılık yapılan bölgede çiçeklenmesi kısa süren az sayıda ballı bitki varsa gezginci arıcılık yapıp kovanları nektar ve polen kaynakları yönünden zengin başka yerlere taşımak gerekir. Gezginci arıcılık sayesinde değişik zamanlarda değişik bitkilerden yararlanılarak daha çok ürün almak mümkün olur.<br />
Kovanların taşınması ilkbahar sonu ve yaz başlangıcında sahil ve ovalardan yüksek yaylalara; yaz sonu ve sonbaharda ise çam ve sahil bölgelerine olur.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Gezginci Arıcılıkta Dikkat Edilecek Hususlar</span><br />
 <br />
Önceden gidilecek yerin bitki örtüsü, nektar ve polen zenginliği araştırılmalıdır. Konaklama yeri, rüzgar almayan ve sel yataklarının dışında olmalıdır. Konaklama yeri olarak; tepelerin güney-doğu yamaçları, zirai mücadele ilaçlaması yapılmayan ve ana yoldan uzak yerler tercih edilmelidir. <br />
<br />
Gezginci arıcılık yapılacak bölge bulaşıcı ve yayılıcı arı hastalık ve zararlılarından ari olmalıdır. Arılıklar arasındaki mesafe doğal florada 1 km'den, narenciye, ayçiçeği, pamuk ve çam gibi yoğun nektar veya salgının olduğu yerlerde ise 500 metreden az olmamalıdır. Arılıklar arası mesafenin hesaplanmasında bölgedeki ballı bitkilerin yoğunluğu, nektar veya salgı üretme kapasiteleri ve arılıkların kovan sayıları dikkate alınmalıdır. Aksi halde mevcut potansiyel, koloni sayısının azlığı nedeniyle ya yeterince ya da koloni sayısının fazlalığı nedeniyle ekonomik olarak değerlendirilemez.<br />
<br />
Gezginci arıcılığın temel unsuru olan arı nakillerinde; yükleme, nakil ve indirme işlemleri sırasında kovanlar sarsılmamalıdır. Kovanlar tam dolu olarak taşınmamalı, yeterli havalandırma sağlanmalıdır. Nakiller gece yapılmalı, çok uzun yollarda, arılar ara konaklama yerinde gündüz açılarak dinlendirilmelidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Zirai Mücadele İlaçları ve Arıcılık </span><br />
 <br />
Hızla artmakta olan dünya nüfusunun beslenme ihtiyacını karşılayabilmek için bitkisel ve hayvansal üretimin artırılması temel bir hedef olarak ortaya çıkmaktadır. Bitkisel üretimin artırılmasında pek çok teknik kullanılmaktadır. Bu tekniklerin tam anlamıyla verime yansıması ancak tarımı yapılan bitkilerin hastalık ve zararlılarına karşı etkili bir mücadele ile mümkündür. Kültür bitkilerinde zarar veren  çeşitli hastalıklara, böcek ve yabancı otlara karşı zirai mücadele yapılmakta ve genellikle kimyasal ilaçlar kullanılmaktadır. Bu kimyasal ilaçlar hem bal üreten, hem de bitkilerin tozlaşmasında hayati öneme sahip olan bal arılarına zarar vermekte, onların ölümlerine neden olmaktadır.<br />
<br />
Tarımda kullanılan ilaçların bal arılarına olan zararlı etkileri; kullanılan ilacın cinsi, uygulama yeri ve zamanı, uygulanan dozu, etki süresi, ilaçlama yöntemi, ilaçlama günlerindeki meteorolojik koşullar gibi pek çok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Hatalı ve tekniğine uygun olmadan kullanılan bazı zirai mücadele ilaçlarıyla kirlenen su kaynakları ve polen tozları, çok sayıda ergin arı ve yavru ölümlerine neden olmaktadır. Toz halinde kullanılan zirai ilaçlar, sıvı halde atılan ilaçlara oranla arılar için daha zararlıdır. Çünkü toz halindeki ilaçlar, daha kolay yayılır ve polenle birlikte kovana taşınabilirler.<br />
 <br />
<span style="font-weight: bold;">Arıların İlaç Uygulamalarından Korunması</span><br />
 <br />
Arılar, arı ürünlerinin üretimi yanında, bitkilerde tozlaşmayı sağlayarak meyve ve tohum oluşumuna da yardım ederler. Bu nedenle bal arılarının korunmasında arıcılarla birlikte bitki üreticilerine de görevler düşmektedir. Bu anlamda, arılarla çiçekler arasında milyonlarca yıldan beri var olan karşılıklı yarar ilişkisine dayanan işbirliği, bitki üreticisi ile arıcı arasında da sağlanmalıdır. Arıların ilaç uygulamalarının zararlı etkilerinden korunmasında arıcı, bitki üreticisi ve Devlet tarafından alınabilecek bazı önlemler aşağıda sıralanmıştır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dünyada Arıcılık]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-dunyada-aricilik.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 13:25:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-dunyada-aricilik.html</guid>
			<description><![CDATA[Günümüzde arıcılık, tüm dünyada yapılan en yaygın tarımsal faaliyetlerden birisidir. Bugün dünyada 56 milyon dolayında arı kovanı bulunmakta ve bunlardan 1.2 milyon ton dolayında bal üretilmektedir. Üretilen balın yaklaşık 1/4'ü ticarete konu olmakta ve dış satımın %90'ı 20 dolayındaki bal üreticisi ülkeden yapılmaktadır. Dünyanın en çok kovan varlığına (65 milyon) sahip ve bal üreten (211 bin ton) ülkesi Çin'dir.<br />
  <br />
Kovan başına ortalama dünya bal üretimi 20 kg dolayında olup bu rakam Çin'de 33, Arjantin'de 40, Meksika'da 27, Kanada'da 64, Avustralya'da 55, Macaristan'da 40 ve Türkiye'de 16 kg dolayındadır. Bu ülkeler aynı zamanda dünyanın en çok bal ihraç eden ülkeleridir. Dünyada en çok bal ithal eden ülkeler ise; Almanya, ABD, Japonya, İngiltere, İtalya, İsviçre, Fransa, Avusturya ve diğer Avrupa ülkeleridir. Bu ülkelerden Almanya yalnız başına Türkiye'nin bal üretiminden daha fazla bal ithal etmektedir.<br />
  <br />
Bal yanında; propolis, arı sütü, polen ve balmumu gibi arı ürünleri de dünya ticaretinde yer almaktadır. Diğer yandan tarımı gelişmiş ülkelerde arıcılık, arı ürünleri üretimi yanında hatta daha önemli olarak, bitkisel üretimde miktar ve kalitenin artırılması amacıyla yapılmaktadır. Örneğin, ABD'de bitkisel üretimde bulunan üreticiler üretim yaptıkları bitkilerde tozlaşmanın sağlanması için arıcılara 41 milyon &#36; arı kirası öderlerken, buna karşılık kendileri arıların üretimlerine katkısından 3.2 milyar &#36; kazanmaktadırlar. Yine ABD'de yapılan bir başka çalışmada; 40 dolayındaki bitki türünden elde edilen toplam 30 milyar &#36;'lık ürün değerinin yaklaşık 1/3'ü olan 10 milyar &#36;'ın bal arılarından dolayı sağlandığı bulunmuştur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Günümüzde arıcılık, tüm dünyada yapılan en yaygın tarımsal faaliyetlerden birisidir. Bugün dünyada 56 milyon dolayında arı kovanı bulunmakta ve bunlardan 1.2 milyon ton dolayında bal üretilmektedir. Üretilen balın yaklaşık 1/4'ü ticarete konu olmakta ve dış satımın %90'ı 20 dolayındaki bal üreticisi ülkeden yapılmaktadır. Dünyanın en çok kovan varlığına (65 milyon) sahip ve bal üreten (211 bin ton) ülkesi Çin'dir.<br />
  <br />
Kovan başına ortalama dünya bal üretimi 20 kg dolayında olup bu rakam Çin'de 33, Arjantin'de 40, Meksika'da 27, Kanada'da 64, Avustralya'da 55, Macaristan'da 40 ve Türkiye'de 16 kg dolayındadır. Bu ülkeler aynı zamanda dünyanın en çok bal ihraç eden ülkeleridir. Dünyada en çok bal ithal eden ülkeler ise; Almanya, ABD, Japonya, İngiltere, İtalya, İsviçre, Fransa, Avusturya ve diğer Avrupa ülkeleridir. Bu ülkelerden Almanya yalnız başına Türkiye'nin bal üretiminden daha fazla bal ithal etmektedir.<br />
  <br />
Bal yanında; propolis, arı sütü, polen ve balmumu gibi arı ürünleri de dünya ticaretinde yer almaktadır. Diğer yandan tarımı gelişmiş ülkelerde arıcılık, arı ürünleri üretimi yanında hatta daha önemli olarak, bitkisel üretimde miktar ve kalitenin artırılması amacıyla yapılmaktadır. Örneğin, ABD'de bitkisel üretimde bulunan üreticiler üretim yaptıkları bitkilerde tozlaşmanın sağlanması için arıcılara 41 milyon &#36; arı kirası öderlerken, buna karşılık kendileri arıların üretimlerine katkısından 3.2 milyar &#36; kazanmaktadırlar. Yine ABD'de yapılan bir başka çalışmada; 40 dolayındaki bitki türünden elde edilen toplam 30 milyar &#36;'lık ürün değerinin yaklaşık 1/3'ü olan 10 milyar &#36;'ın bal arılarından dolayı sağlandığı bulunmuştur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiyede Arıcılık]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-turkiyede-aricilik.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 13:24:36 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-turkiyede-aricilik.html</guid>
			<description><![CDATA[Türkiye'de arıcılık, çok eski yıllardan beri bir gelenek olarak yapıla gelen sosyo-ekonomik bir faaliyettir. Türkiye sahip olduğu 4 milyon dolayındaki kovan varlığı ve 63 bin ton dolayındaki bal üretimi ile dünyada 3. ve 4. sıralarda yer alarak hem kovan varlığı hem de bal üretimi bakımından dünyanın en önemli ülkeleri arasındadır. Ancak bu önemli gelişmeye karşın, ülkemizde kovan başına ortalama bal üretimi 16 kg dolayında olup dünya ortalaması olan 20 kg'ın altındadır. Bununla birlikte, Türkiye'nin dünya bal ticaretinde %1.87'lik bir payla 10. sırada yer alışı sahip olunan kovan varlığı ve bal üretimiyle uyum sağlamamaktadır. Hem dünya bal ticaretindeki payımız hem de koloni başına bal üretimimiz dikkate alındığında, ülkemizin sahip olduğu mevcut arıcılık potansiyelinden yeteri kadar faydalanamadığımız ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan ülkemizde, bal dışında diğer arı ürünlerinin üretimi ve bal arılarının bitkisel üretimde yeterli tozlaşmanın sağlanması amacıyla kullanılmaları da yaygın değildir. Kovan başına bal üretiminin artırılması, bal üretimi yanında diğer arı ürünlerinin üretilmesi ve bal arılarının bitkisel üretimde daha yaygın kullanılması durumunda mevcut potansiyelimizi daha iyi değerlendireceğimiz açıktır. Ancak, ilkel ve geçit kovanlardan modern kovanlara geçişin büyük ölçüde tamamlanmış olması, koloni başına ortalama bal üretiminde bir miktar artışın sağlanması arıcılığımız için olumlu gelişmeler olarak sayılabilir. <br />
  <br />
Türkiye'nin ekolojik ve sosyo-ekonomik yapısı gereği, ülkemizin her yerinde arıcılık yapılabilirken sırasıyla Ege, Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri gerek kovan varlığı gerekse üretim payı bakımından arıcılık için en önemli bölgelerimizdir. Türkiye bal üretiminin yaklaşık yarısı bu üç bölgemizde gerçekleşmektedir. Bal üretimi bakımından sırasıyla ilk on ilimiz; Muğla, Ordu, Adana, Aydın, Sivas, Antalya, İzmir, İçel, Erzincan ve Samsun olup ülkemiz bal üretiminin yaklaşık yarısı bu illerimizde üretilmektedir.<br />
<br />
Türkiye arıcılık için çok uygun şartlara sahip olsa da henüz bu kaynaktan tam olarak yararlanamamaktadır. Arıcılıkta, istenen üretim ve ihracat rakamlarına ulaşılabilmesi için çözülmesi gereken bazı sorunlar olduğu açıktır. Arıcılıkta en önemli sorunlardan birisi ıslahtır. Bu sorunun çözümü yetiştiricilerin ıslah edilmiş ana arı kullanma alışkanlığını kazanmaları ve onların ihtiyacı olan ana arıları yetiştirecek kuruluşların çoğalması ile mümkündür. Hayvancılık ve diğer tarımsal üretimlerde teknik bilgi ve eğitimin üretim maliyeti içindeki payı %8-10 civarında iken, bu pay arıcılıkta %70-80 olarak gerçekleşmektedir. Dolayısıyla arıcılara yönelik sürekli yayım ve eğitim hizmeti verilmesini amaçlayan örgütlenmeler desteklenmelidir(Anonim 1997a). Arıcılıkta mesleki örgütlenme özendirilmeli dernekler, meslek odaları, üretim ve satış kooperatifleri vb. şekillerde örgütlenmeler sağlanmalıdır. Erozyon kontrolü, mera ıslahı, orman bakımı gibi çalışmalarda arıcılık da göz önüne alınmalı, bal üretimi için önemli bitkilerin bu çalışmalarda kullanılmasına özen gösterilmelidir.<br />
Arıcıların yanlış uygulamaları ve kötü niyetle kullanılan kimyasal maddeler bal içinde kalıntılar bırakmaktadır. Balmumuna naftalin katılması, mazottan ilaç yapılması, yanlış zaman ve miktarda ilaç kullanımı gibi uygulamalar hem insan<br />
sağlığını tehlikeye düşürmekte, hem de ihraç sorunları doğurmaktadır. Genel olarak tüm çiftçilerimizde olduğu gibi arıcılarımızda da fazla ilaç kullanma eğilimi vardır. Bu uygulama AB’nin 1999 yılında ülkemizden bal ürünleri ithalatını durdurmayı düşünmesi gibi negatif sonuçlara neden olmaktadır. Bu nedenle, arıcılık faaliyetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi için yapılan çalışmalara önem verilmelidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türkiye'de arıcılık, çok eski yıllardan beri bir gelenek olarak yapıla gelen sosyo-ekonomik bir faaliyettir. Türkiye sahip olduğu 4 milyon dolayındaki kovan varlığı ve 63 bin ton dolayındaki bal üretimi ile dünyada 3. ve 4. sıralarda yer alarak hem kovan varlığı hem de bal üretimi bakımından dünyanın en önemli ülkeleri arasındadır. Ancak bu önemli gelişmeye karşın, ülkemizde kovan başına ortalama bal üretimi 16 kg dolayında olup dünya ortalaması olan 20 kg'ın altındadır. Bununla birlikte, Türkiye'nin dünya bal ticaretinde %1.87'lik bir payla 10. sırada yer alışı sahip olunan kovan varlığı ve bal üretimiyle uyum sağlamamaktadır. Hem dünya bal ticaretindeki payımız hem de koloni başına bal üretimimiz dikkate alındığında, ülkemizin sahip olduğu mevcut arıcılık potansiyelinden yeteri kadar faydalanamadığımız ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan ülkemizde, bal dışında diğer arı ürünlerinin üretimi ve bal arılarının bitkisel üretimde yeterli tozlaşmanın sağlanması amacıyla kullanılmaları da yaygın değildir. Kovan başına bal üretiminin artırılması, bal üretimi yanında diğer arı ürünlerinin üretilmesi ve bal arılarının bitkisel üretimde daha yaygın kullanılması durumunda mevcut potansiyelimizi daha iyi değerlendireceğimiz açıktır. Ancak, ilkel ve geçit kovanlardan modern kovanlara geçişin büyük ölçüde tamamlanmış olması, koloni başına ortalama bal üretiminde bir miktar artışın sağlanması arıcılığımız için olumlu gelişmeler olarak sayılabilir. <br />
  <br />
Türkiye'nin ekolojik ve sosyo-ekonomik yapısı gereği, ülkemizin her yerinde arıcılık yapılabilirken sırasıyla Ege, Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri gerek kovan varlığı gerekse üretim payı bakımından arıcılık için en önemli bölgelerimizdir. Türkiye bal üretiminin yaklaşık yarısı bu üç bölgemizde gerçekleşmektedir. Bal üretimi bakımından sırasıyla ilk on ilimiz; Muğla, Ordu, Adana, Aydın, Sivas, Antalya, İzmir, İçel, Erzincan ve Samsun olup ülkemiz bal üretiminin yaklaşık yarısı bu illerimizde üretilmektedir.<br />
<br />
Türkiye arıcılık için çok uygun şartlara sahip olsa da henüz bu kaynaktan tam olarak yararlanamamaktadır. Arıcılıkta, istenen üretim ve ihracat rakamlarına ulaşılabilmesi için çözülmesi gereken bazı sorunlar olduğu açıktır. Arıcılıkta en önemli sorunlardan birisi ıslahtır. Bu sorunun çözümü yetiştiricilerin ıslah edilmiş ana arı kullanma alışkanlığını kazanmaları ve onların ihtiyacı olan ana arıları yetiştirecek kuruluşların çoğalması ile mümkündür. Hayvancılık ve diğer tarımsal üretimlerde teknik bilgi ve eğitimin üretim maliyeti içindeki payı %8-10 civarında iken, bu pay arıcılıkta %70-80 olarak gerçekleşmektedir. Dolayısıyla arıcılara yönelik sürekli yayım ve eğitim hizmeti verilmesini amaçlayan örgütlenmeler desteklenmelidir(Anonim 1997a). Arıcılıkta mesleki örgütlenme özendirilmeli dernekler, meslek odaları, üretim ve satış kooperatifleri vb. şekillerde örgütlenmeler sağlanmalıdır. Erozyon kontrolü, mera ıslahı, orman bakımı gibi çalışmalarda arıcılık da göz önüne alınmalı, bal üretimi için önemli bitkilerin bu çalışmalarda kullanılmasına özen gösterilmelidir.<br />
Arıcıların yanlış uygulamaları ve kötü niyetle kullanılan kimyasal maddeler bal içinde kalıntılar bırakmaktadır. Balmumuna naftalin katılması, mazottan ilaç yapılması, yanlış zaman ve miktarda ilaç kullanımı gibi uygulamalar hem insan<br />
sağlığını tehlikeye düşürmekte, hem de ihraç sorunları doğurmaktadır. Genel olarak tüm çiftçilerimizde olduğu gibi arıcılarımızda da fazla ilaç kullanma eğilimi vardır. Bu uygulama AB’nin 1999 yılında ülkemizden bal ürünleri ithalatını durdurmayı düşünmesi gibi negatif sonuçlara neden olmaktadır. Bu nedenle, arıcılık faaliyetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi için yapılan çalışmalara önem verilmelidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arıcılığın Önemi]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ariciligin-onemi.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 13:23:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ariciligin-onemi.html</guid>
			<description><![CDATA[Arıcılık, çeşitli tarım kolları ile birlikte uyumlu bir şekilde yürütülebilen ve toprağa bağlı kalınmaksızın yapılabilen bir yetiştiricilik koludur. Birçok bitki üretimi, arıcılık ile birlikte ve karşılıklı yarar sağlayarak sürdürülebilir. Deniz seviyesinden binlerce metre yüksek yaylalara kadar, bitki ve çiçeğin bulunduğu her yerde arıcılık yapılabilir. <br />
Ülkemizde çiçeklenme zamanlarının hemen hemen bütün yıla yayılmış olması, kovan üretimi için gerekli kerestenin yeterli miktarda bulunması, arıya ve ürünü olan bala geleneksel bir önem verilmesi, arıcılığa aktarılabilecek iş gücünün bulunması, önemli bir yatırım gerektirmemesi ve toprağa bağlı kalınmaksızın yapılabilmesi, arıcılığın önemini gittikçe arttırmaktadır. Ancak arının önemli ürünlerinden olan bal, balmumu ve arı sütünün diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi hak ettiği fiyatla satılamaması, arıcılık ile ilgili birliklerin yaygın olarak kurulamaması ve mevcut kuruluşların etkili çalışmalarda bulunamamaları, arıcılığın gelişme hızını oldukça düşürmektedir. Türkiye’de 1989 yılında 340,020 adedi eski tip, 2,740,640 adedi yeni tip olmak üzere toplam 3,080,660 adet kovan bulunduğu ve 40,180 ton bal ile 2,316 ton balmumu üretildiği bildirilmektedir (Tablo 1).<br />
Türkiye kovan sayısı, bal ve balmumu üretimi bakımından birçok ülkeden ileri durumdadır. Ayrıca üretilen ballar dünyanın en kaliteli balları arasındadır. Ancak kovan başına üretim miktarı oldukça düşük ve dünya ortalamasının gerisindedir.<br />
<br />
Arıcılığın tarım içindeki önemi<br />
Arıcılık çeşitli tarım kollarıyla birlikte uyumlu bir şekilde yürütülebilen ve toprağa bağlı kalınmaksızın yapılabilen bir hayvancılık koludur. Tarım işletmelerini, Bitkisel üretim işletmeleri ve Hayvansal üretim işletmeleri olarak 2 gruba ayırmak mümkündür. Arıcılık her iki grupla da yakından ilgilidir. Bir çiftlik sahibi zirai faaliyetlerinin yanı sıra arıcılık da yaparsa, hem arının gelirinden hem de zirai üretim artışından ek fayda sağlayabilir. Bu işletme şekilleri, dengeler bozulmadığı takdirde arıcılıkla uyum içinde yürütülebilir. Özellikle zirai ilaçlamalar bu dengeyi olumsuz yönde bozmaktadır.<br />
<br />
<br />
<br />
Arının çiçek tozu ve nektar toplamak için bütün çiçekleri dolaşması meyve ağaçları ve özellikle elma ağaçları açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan bir denemede etrafı arının girmesini engelleyecek bir malzemeyle kaplanan elma ağacının, hiç elma vermediği veya veriminin % 99 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Çünkü elma ağaçları kendi kendilerini dölleyemezler. Ayrıca arının çiçekten çiçeğe dolaşması ve her seferinde aynı cins çiçekleri defalarca ziyaret etmesi, çiçeklerin kendi kendini döllemesi (yakın akraba evliliği veya kan yakınlığı) sonucu oluşabilecek genetik bozuklukların ortaya çıkmasını da önemli ölçüde engellemektedir. Bu sayede oluşan heterozigotluk nedeniyle meyveler daha bol ve kaliteli olur.<br />
Arıların tozlanma yoluyla sağladıkları ürünün değeri bal ve balmumu üreterek sağladıklarının 10-20 katı kadar daha fazladır. Bu nedenle meyve bahçesi sahipleri ile tohumluk bitki yetiştirenler tarla ve bahçelerinde bal arısı kovanları bulundurmalıdırlar.<br />
Bal arıları tarafından tozlanan meyvelerden; badem, elma, zerdali, şeftali, kiraz, üzüm, kavun, karpuz, armut, Trabzon hurması, erik, ahududu, çilek, tohumluk bitkilerden ise yonca, kuşkonmaz, karnabahar, lahana, havuç, kereviz, tırfıl, pamuk, salatalık, keten, soğan, biber, kabak, turp, kolza, şalgam, ayçiçeği ve bakla sayılabilir.<br />
Arının dolaylı olarak toprağın erozyonunu önlediği ve gübrelenmesini sağladığı da ifade edilebilir. Meyve ve tohum üretimini gerek sanayi ve gerekse yabani bitkilerde arttırarak bitkilerin çoğalmasını ve dolayısıyla toprağın su ve rüzgar yoluyla erozyonunu engellediği ve toprağa karışan bitkilerle de gübrelenmeyi sağladığı söylenebilir. Çayır ve meraların yaşaması ve kalitesini de aynı yolla etkilediği ve hayvancılığa uygun ortamın sağlanması açısından dolaylı rol oynadığı ifade edilebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arıcılık, çeşitli tarım kolları ile birlikte uyumlu bir şekilde yürütülebilen ve toprağa bağlı kalınmaksızın yapılabilen bir yetiştiricilik koludur. Birçok bitki üretimi, arıcılık ile birlikte ve karşılıklı yarar sağlayarak sürdürülebilir. Deniz seviyesinden binlerce metre yüksek yaylalara kadar, bitki ve çiçeğin bulunduğu her yerde arıcılık yapılabilir. <br />
Ülkemizde çiçeklenme zamanlarının hemen hemen bütün yıla yayılmış olması, kovan üretimi için gerekli kerestenin yeterli miktarda bulunması, arıya ve ürünü olan bala geleneksel bir önem verilmesi, arıcılığa aktarılabilecek iş gücünün bulunması, önemli bir yatırım gerektirmemesi ve toprağa bağlı kalınmaksızın yapılabilmesi, arıcılığın önemini gittikçe arttırmaktadır. Ancak arının önemli ürünlerinden olan bal, balmumu ve arı sütünün diğer tarım ürünlerinde olduğu gibi hak ettiği fiyatla satılamaması, arıcılık ile ilgili birliklerin yaygın olarak kurulamaması ve mevcut kuruluşların etkili çalışmalarda bulunamamaları, arıcılığın gelişme hızını oldukça düşürmektedir. Türkiye’de 1989 yılında 340,020 adedi eski tip, 2,740,640 adedi yeni tip olmak üzere toplam 3,080,660 adet kovan bulunduğu ve 40,180 ton bal ile 2,316 ton balmumu üretildiği bildirilmektedir (Tablo 1).<br />
Türkiye kovan sayısı, bal ve balmumu üretimi bakımından birçok ülkeden ileri durumdadır. Ayrıca üretilen ballar dünyanın en kaliteli balları arasındadır. Ancak kovan başına üretim miktarı oldukça düşük ve dünya ortalamasının gerisindedir.<br />
<br />
Arıcılığın tarım içindeki önemi<br />
Arıcılık çeşitli tarım kollarıyla birlikte uyumlu bir şekilde yürütülebilen ve toprağa bağlı kalınmaksızın yapılabilen bir hayvancılık koludur. Tarım işletmelerini, Bitkisel üretim işletmeleri ve Hayvansal üretim işletmeleri olarak 2 gruba ayırmak mümkündür. Arıcılık her iki grupla da yakından ilgilidir. Bir çiftlik sahibi zirai faaliyetlerinin yanı sıra arıcılık da yaparsa, hem arının gelirinden hem de zirai üretim artışından ek fayda sağlayabilir. Bu işletme şekilleri, dengeler bozulmadığı takdirde arıcılıkla uyum içinde yürütülebilir. Özellikle zirai ilaçlamalar bu dengeyi olumsuz yönde bozmaktadır.<br />
<br />
<br />
<br />
Arının çiçek tozu ve nektar toplamak için bütün çiçekleri dolaşması meyve ağaçları ve özellikle elma ağaçları açısından büyük önem taşımaktadır. Yapılan bir denemede etrafı arının girmesini engelleyecek bir malzemeyle kaplanan elma ağacının, hiç elma vermediği veya veriminin % 99 oranında azaldığı tespit edilmiştir. Çünkü elma ağaçları kendi kendilerini dölleyemezler. Ayrıca arının çiçekten çiçeğe dolaşması ve her seferinde aynı cins çiçekleri defalarca ziyaret etmesi, çiçeklerin kendi kendini döllemesi (yakın akraba evliliği veya kan yakınlığı) sonucu oluşabilecek genetik bozuklukların ortaya çıkmasını da önemli ölçüde engellemektedir. Bu sayede oluşan heterozigotluk nedeniyle meyveler daha bol ve kaliteli olur.<br />
Arıların tozlanma yoluyla sağladıkları ürünün değeri bal ve balmumu üreterek sağladıklarının 10-20 katı kadar daha fazladır. Bu nedenle meyve bahçesi sahipleri ile tohumluk bitki yetiştirenler tarla ve bahçelerinde bal arısı kovanları bulundurmalıdırlar.<br />
Bal arıları tarafından tozlanan meyvelerden; badem, elma, zerdali, şeftali, kiraz, üzüm, kavun, karpuz, armut, Trabzon hurması, erik, ahududu, çilek, tohumluk bitkilerden ise yonca, kuşkonmaz, karnabahar, lahana, havuç, kereviz, tırfıl, pamuk, salatalık, keten, soğan, biber, kabak, turp, kolza, şalgam, ayçiçeği ve bakla sayılabilir.<br />
Arının dolaylı olarak toprağın erozyonunu önlediği ve gübrelenmesini sağladığı da ifade edilebilir. Meyve ve tohum üretimini gerek sanayi ve gerekse yabani bitkilerde arttırarak bitkilerin çoğalmasını ve dolayısıyla toprağın su ve rüzgar yoluyla erozyonunu engellediği ve toprağa karışan bitkilerle de gübrelenmeyi sağladığı söylenebilir. Çayır ve meraların yaşaması ve kalitesini de aynı yolla etkilediği ve hayvancılığa uygun ortamın sağlanması açısından dolaylı rol oynadığı ifade edilebilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arıcılığın Tarihi]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ariciligin-tarihi.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 13:19:39 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ariciligin-tarihi.html</guid>
			<description><![CDATA[Arıcılığın tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. MÖ 7000 yıllarına ait mağara resimleri, çok eski tarihlere ait arı fosilleri ve tarihi buluntular bu görüşü doğrulamaktadır. Mısırda 4000 yıl önce Firavun mezarlarında bal ve balmumları bulunmuştur. Yine mısırlıların ayinlerinde balın yer aldığı ve kral hanedanlarından birisinin arıyı simge olarak kullandığı bilinmektedir. Mısır’da göçebe arıcılık yapılmaktaydı ve bu nedenle buradan Yunanistan, Filistin ve Kıbrıs’a arıcılığın yayıldığı düşünülmektedir.<br />
<br />
Hindistan’da MÖ 3000-2000 yılları arasında arı ve bala ait bilgiler bulunmuştur. Babilliler balı hem gıda hem de ilaç olarak kullanmışlardır. MÖ 384-322 yılları arasında yaşayan Aristo, yazmış olduğu Hayvanlar Tarihi adlı eserinde (5 ve 9. kitap) kovan içerisinde ana arı, erkek arı ve işçi arı olarak 3 tip arının olduğunu, arıların çiçek tozu topladıklarını, işçi arıların su taşıdıklarını ve işçi arılar arasında iş bölümü bulunduğunu ifade etmiştir. Bu eserde sadece, arıların çiçek tozundan balmumu ürettikleri konusunda yanılgıya düşmüştür. Yunanlılar saplardan örülmüş kovan, sepet kovan ve tahta kovan kullanmışlardır. Romalılar arılar hakkında çok yazı yazmışlardır. Milattan önce Cato, miladi yıl başlangıcında Columella, Virgil ve 4. Georgies arı hakkında bilgiler vermişlerdir. Columella arılıktan 2.5 ton bal alınabileceğini, kovanların arılığa nasıl yerleştirileceğini, kovanların nasıl yapılması gerektiğini ve arıcılıkta kullanılan alet ve malzemelerin esaslarını yazmıştır. Boğazköy kazıları, MÖ 1300 yıllarında Hititler devrinde arıcılığın önemli bir zirai faaliyet olduğunu göstermiştir.<br />
<br />
Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim devirlerinde çıkarılan Kanunnamelerde arıcılığa ait hükümler bulunmaktadır. Türk köylüsü balı asırlardır bir ilaç ve şifalı besin kabul etmiş ve hastalara bal yedirmiştir.<br />
<br />
Arı ve bala, İncil ve Kur’an gibi mukaddes kitaplar da yer vermişlerdir. Kur’anı-Kerim’in Nahl suresinin 68 ve 69. ayetlerinde mealen şöyle buyurulmuştur; "Ve Rabbin balarısına dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin. Her çeşit üründen ye, sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollarda yürü diye emretti. Karınlarında insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen milletler için bunda ibret vardır."<br />
<br />
Arıcılığın gelişmesi<br />
Butler, 1609 yılında, balmumunun arının vücudunda pulcuklar halinde meydana geldiğini bildirmiştir. Jan Swammerdam (1637-1680) arı biyolojisi üzerinde çalışmıştır. François Huber (1750-1831) "The Encyclopaedia Britannica" adlı eserinde arılara ait bazı ilgi çekici ifadelere yer vermiştir; kovanların havalandırılması arıların yelpazeleriyle yapılmaktadır, ana arılar işçi arı yumurta ve larvalarından yetiştirilebilir, ana arı yalnız havada çiftleşir, çiçektozu arı yavrularının asıl besinidir, yavru yetiştirme sıcaklığı 30 °C civarında olmalıdır, arıların antenleri dokunma organıdır. Huber ayrıca antenlerin fonksiyonları ve temel petek gibi konularda çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalarını "New Observations on the Bee" adlı kitapta toplamıştır. Peter Prokopovyrch 1814’de çerçeveli modern kovanı geliştirmiştir. Mehring 1857’de ilk temel petek kalıbını keşfetmiştir. Dzierzon çerçeveli Langstroth kovanını geliştirmiş, 1845 yılında arıların parthenogenesis teorisine göre çoğaldıklarını tespit etmiş, arıların iki çeşit yavru hastalığının olduğunu ve İtalyan yerli arı ırkının iyi bir ırk olduğunu iddia etmiştir. Modern kovanın babası sayılan Langstroth ve ticari arıcılığı ortaya atan Moses Guinby, arıcılık malzemeleri fabrikası kuran A.I. Root ve Charles Dadant arıcılığa önemli hizmetlerde bulunan önemli kişilerdir.<br />
<br />
Günümüzde arıcılık ticari bir iş haline dönüşmüştür. Türkiye şartları göz önüne alındığında arıcılığın hızla ilkel kovandan modern kovana doğru değişim içinde olduğu, 10-50 kovanlık aile işletmeleri yerine, 100-500 kovanlık ticari işletmeler haline dönüştüğü dikkati çekmektedir. Önceleri genellikle bal ve balmumu üretmek amacıyla kurulan işletmeler son zamanlarda arı sütü, polen ve arı zehiri gibi sağlık açısından önemli ürünlere yönelik faaliyetlerde de bulunmaktadırlar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Arıcılığın tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. MÖ 7000 yıllarına ait mağara resimleri, çok eski tarihlere ait arı fosilleri ve tarihi buluntular bu görüşü doğrulamaktadır. Mısırda 4000 yıl önce Firavun mezarlarında bal ve balmumları bulunmuştur. Yine mısırlıların ayinlerinde balın yer aldığı ve kral hanedanlarından birisinin arıyı simge olarak kullandığı bilinmektedir. Mısır’da göçebe arıcılık yapılmaktaydı ve bu nedenle buradan Yunanistan, Filistin ve Kıbrıs’a arıcılığın yayıldığı düşünülmektedir.<br />
<br />
Hindistan’da MÖ 3000-2000 yılları arasında arı ve bala ait bilgiler bulunmuştur. Babilliler balı hem gıda hem de ilaç olarak kullanmışlardır. MÖ 384-322 yılları arasında yaşayan Aristo, yazmış olduğu Hayvanlar Tarihi adlı eserinde (5 ve 9. kitap) kovan içerisinde ana arı, erkek arı ve işçi arı olarak 3 tip arının olduğunu, arıların çiçek tozu topladıklarını, işçi arıların su taşıdıklarını ve işçi arılar arasında iş bölümü bulunduğunu ifade etmiştir. Bu eserde sadece, arıların çiçek tozundan balmumu ürettikleri konusunda yanılgıya düşmüştür. Yunanlılar saplardan örülmüş kovan, sepet kovan ve tahta kovan kullanmışlardır. Romalılar arılar hakkında çok yazı yazmışlardır. Milattan önce Cato, miladi yıl başlangıcında Columella, Virgil ve 4. Georgies arı hakkında bilgiler vermişlerdir. Columella arılıktan 2.5 ton bal alınabileceğini, kovanların arılığa nasıl yerleştirileceğini, kovanların nasıl yapılması gerektiğini ve arıcılıkta kullanılan alet ve malzemelerin esaslarını yazmıştır. Boğazköy kazıları, MÖ 1300 yıllarında Hititler devrinde arıcılığın önemli bir zirai faaliyet olduğunu göstermiştir.<br />
<br />
Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim devirlerinde çıkarılan Kanunnamelerde arıcılığa ait hükümler bulunmaktadır. Türk köylüsü balı asırlardır bir ilaç ve şifalı besin kabul etmiş ve hastalara bal yedirmiştir.<br />
<br />
Arı ve bala, İncil ve Kur’an gibi mukaddes kitaplar da yer vermişlerdir. Kur’anı-Kerim’in Nahl suresinin 68 ve 69. ayetlerinde mealen şöyle buyurulmuştur; "Ve Rabbin balarısına dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin. Her çeşit üründen ye, sonra da Rabbinin işlemen için gösterdiği yollarda yürü diye emretti. Karınlarında insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünen milletler için bunda ibret vardır."<br />
<br />
Arıcılığın gelişmesi<br />
Butler, 1609 yılında, balmumunun arının vücudunda pulcuklar halinde meydana geldiğini bildirmiştir. Jan Swammerdam (1637-1680) arı biyolojisi üzerinde çalışmıştır. François Huber (1750-1831) "The Encyclopaedia Britannica" adlı eserinde arılara ait bazı ilgi çekici ifadelere yer vermiştir; kovanların havalandırılması arıların yelpazeleriyle yapılmaktadır, ana arılar işçi arı yumurta ve larvalarından yetiştirilebilir, ana arı yalnız havada çiftleşir, çiçektozu arı yavrularının asıl besinidir, yavru yetiştirme sıcaklığı 30 °C civarında olmalıdır, arıların antenleri dokunma organıdır. Huber ayrıca antenlerin fonksiyonları ve temel petek gibi konularda çalışmalar yapmıştır. Bu çalışmalarını "New Observations on the Bee" adlı kitapta toplamıştır. Peter Prokopovyrch 1814’de çerçeveli modern kovanı geliştirmiştir. Mehring 1857’de ilk temel petek kalıbını keşfetmiştir. Dzierzon çerçeveli Langstroth kovanını geliştirmiş, 1845 yılında arıların parthenogenesis teorisine göre çoğaldıklarını tespit etmiş, arıların iki çeşit yavru hastalığının olduğunu ve İtalyan yerli arı ırkının iyi bir ırk olduğunu iddia etmiştir. Modern kovanın babası sayılan Langstroth ve ticari arıcılığı ortaya atan Moses Guinby, arıcılık malzemeleri fabrikası kuran A.I. Root ve Charles Dadant arıcılığa önemli hizmetlerde bulunan önemli kişilerdir.<br />
<br />
Günümüzde arıcılık ticari bir iş haline dönüşmüştür. Türkiye şartları göz önüne alındığında arıcılığın hızla ilkel kovandan modern kovana doğru değişim içinde olduğu, 10-50 kovanlık aile işletmeleri yerine, 100-500 kovanlık ticari işletmeler haline dönüştüğü dikkati çekmektedir. Önceleri genellikle bal ve balmumu üretmek amacıyla kurulan işletmeler son zamanlarda arı sütü, polen ve arı zehiri gibi sağlık açısından önemli ürünlere yönelik faaliyetlerde de bulunmaktadırlar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arıcılık Nedir]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-aricilik-nedir.html</link>
			<pubDate>Tue, 22 Feb 2011 13:16:14 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-aricilik-nedir.html</guid>
			<description><![CDATA[Bitkisel kaynakları,arıyı ve emeği birlikte kullanarak bal,polen,arı sütü,propolis,arı zehiri gibi ürünler ile ana arı,oğul ,paket arı gibi canlı materyal üretme faaliyetidir.<br />
Arıcılık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda önemli gelişme kaydeden bir sektör haline gelmiştir. Ülke ekonomisine önemli katkısı olan arıcılık dünyanın çoğu ülkesinde ve ülkemizde yaygın olarak yapılmaktadır. Gerek arılardan elde edilen bal,balmumu, arı sütü, arı zehiri ve benzeri ürünler gerekse arı yetiştiriciliği için üretilen petek,kovan gibi malzemeler yönünden arıcılık bir sektör halini almıştır.<br />
Türkiye’de arıcılıkla uğraşan aile sayısı 35 bin, arılı kovan sayısı 3.5 milyon, yıllık bal üretimi ise 66 bin ton civarındadır. Türkiye'de kovan başına alınan bal verimi 20 kg. kadar olup bu miktar çok düşük düzeydedir. Türkiye dünyadaki arı varlığının %5 ini, üretilen balın %3-4 ünü ve ihracatın ise %1 ini oluşturmaktadır. Yukarıda da görüldüğü gibi ülkemizdeki arı varlığı ile bal üretimi arasında bir dengesizlik bulunmaktadır. Bunda teknik bilgi yetersizliği, bakım ve besleme noksanlığı, ana arı üretiminin ihtiyacı karşılayamaması, kışlatmadaki bilgisizlik, hastalık ve zararlılarının<br />
bilinmemesi ve zamanında teşhis ve tedavinin yapılamaması gibi hususların büyük payı vardır.<br />
Bu durum karşısında, dünya standardını yakalayabilmek için ; arıcılıkla uğraşan vatandaşların teknik bilgiye sahip olmalarına, bilinçli arıcık yapmaları konusunda eğitim almalarına, değişik projelerden dağıtılan kolonilerin arıcılık yapacak kapasite ve bilgisi olanlara verilmesine, arı hastalıkları ve zararlılarının zamanında teşhisi ve gerekli tedavisinin yapılmasına dikkat edilmelidir. Bal arıları sosyal böcekler olup topluluk yaşamı sürdürürler. <br />
Bal, balmumu, arı sütü, arı zehiri, polen ve propolis gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli ürünleri üretmesi ve toplaması yanında doğal ve tarımı yapılan bitkilerde sağladığı tozlaşma hizmetleri ile de doğal denge ve tarımsal üretimde hayati öneme sahiptirler. Bir bal arısı kolonisi morfolojik ve fizyolojik özellikleri bakımından farklılıklar gösteren bir ana arı ile sayıları mevsimlere göre değişen miktarlarda işçi arı ve erkek arılardan oluşur. Ana arı, kovandaki en önemli aile ferdidir.Bazı özel durumlar dışında her kovanda bir adet bulunan ana arı, yumurtlayarak arı ailesinin çoğalıp güçlenmesini yani popülasyon hacminin sürekli artmasını sağlayan tek kişi durumundadır. Teknik arıcılıkta ana arıyı kullanma süresi iki yıldır. Yaşlı, başarısız ve güçsüz ana arılar, daha az koloni nüfusu ve sonuçta daha az geri dönen bal ürünü demek olduğundan, arıcılar yıllık bakım programlarında yedek ana arı bulundurmaya mutlaka yer vermelidir.<br />
<br />
İnsan sağlığı yönünden önemi<br />
Arıcılık zevkli bir iştir. Arı kendisiyle uğraşan kişiye iş bölümü, çok üstün seviyede çalışma gücü kazandırır, iyi ahlak ve fedakarlık örneği olur. Arıcılar açık havada ağır olmayan ve sürekli bir işle meşgul oldukları için sağlıklıdırlar. Ayrıca sık sık bal yemeleri ve arı sokması sonucu vücutlarına giren arı zehiri nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklıdırlar. Bağışıklık sistemlerinin devamlı çalışıyor olması hastalıklara karşı koymada vücudu tetikte tutar.<br />
Arı denilince aklımıza ilk olarak bal gelir. Bal insanlık tarihi boyunca beslenmenin yanı sıra ilaç olarak kullanılagelmiştir. Yara ve berelerde oldukça yaygın olarak kullanıldığı gibi, bazı yörelerde sünnet işleminde de kullanılmaktadır. Bal bileşimi itibariyle organizma için önemli ve uyumlu, genç ihtiyar herkesin tüketebileceği ve sindirebileceği bir maddedir. İçinde bulunan şekerlerin çoğunun monosakkarit halinde olması nedeniyle sindirimi çok kolaydır, midede pek fazla kalmaz, bağırsaklardan kolayca emilir, karaciğerde çok az bir işlemle depolanır. Bileşimindeki karbonhidratlar nedeniyle enerji deposudur, ayrıca vitaminler, enzimler, mineraller ve bileşimi açıklanmamış bir çok madde bulunmaktadır. Midedeki ülser ve yaraları kapatıcı rol oynar, ılık suyla içildiğinde kabızlığı, soğuk suyla içildiğinde ishali önler. Uykusuzluk ve sinirlilik hallerinde sakinleştirici olarak kullanılabilir. Kalp ve damar hastalıklarında ayrıca şeker hastalığında tavsiye edilir. Ciltteki yara ve sivilcelerin iyileşmesi, cildin taze ve yumuşak kalması için kullanılır. Bazı krem, sabun ve losyon gibi güzellik ürünlerine de katılmaktadır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bitkisel kaynakları,arıyı ve emeği birlikte kullanarak bal,polen,arı sütü,propolis,arı zehiri gibi ürünler ile ana arı,oğul ,paket arı gibi canlı materyal üretme faaliyetidir.<br />
Arıcılık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda önemli gelişme kaydeden bir sektör haline gelmiştir. Ülke ekonomisine önemli katkısı olan arıcılık dünyanın çoğu ülkesinde ve ülkemizde yaygın olarak yapılmaktadır. Gerek arılardan elde edilen bal,balmumu, arı sütü, arı zehiri ve benzeri ürünler gerekse arı yetiştiriciliği için üretilen petek,kovan gibi malzemeler yönünden arıcılık bir sektör halini almıştır.<br />
Türkiye’de arıcılıkla uğraşan aile sayısı 35 bin, arılı kovan sayısı 3.5 milyon, yıllık bal üretimi ise 66 bin ton civarındadır. Türkiye'de kovan başına alınan bal verimi 20 kg. kadar olup bu miktar çok düşük düzeydedir. Türkiye dünyadaki arı varlığının %5 ini, üretilen balın %3-4 ünü ve ihracatın ise %1 ini oluşturmaktadır. Yukarıda da görüldüğü gibi ülkemizdeki arı varlığı ile bal üretimi arasında bir dengesizlik bulunmaktadır. Bunda teknik bilgi yetersizliği, bakım ve besleme noksanlığı, ana arı üretiminin ihtiyacı karşılayamaması, kışlatmadaki bilgisizlik, hastalık ve zararlılarının<br />
bilinmemesi ve zamanında teşhis ve tedavinin yapılamaması gibi hususların büyük payı vardır.<br />
Bu durum karşısında, dünya standardını yakalayabilmek için ; arıcılıkla uğraşan vatandaşların teknik bilgiye sahip olmalarına, bilinçli arıcık yapmaları konusunda eğitim almalarına, değişik projelerden dağıtılan kolonilerin arıcılık yapacak kapasite ve bilgisi olanlara verilmesine, arı hastalıkları ve zararlılarının zamanında teşhisi ve gerekli tedavisinin yapılmasına dikkat edilmelidir. Bal arıları sosyal böcekler olup topluluk yaşamı sürdürürler. <br />
Bal, balmumu, arı sütü, arı zehiri, polen ve propolis gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli ürünleri üretmesi ve toplaması yanında doğal ve tarımı yapılan bitkilerde sağladığı tozlaşma hizmetleri ile de doğal denge ve tarımsal üretimde hayati öneme sahiptirler. Bir bal arısı kolonisi morfolojik ve fizyolojik özellikleri bakımından farklılıklar gösteren bir ana arı ile sayıları mevsimlere göre değişen miktarlarda işçi arı ve erkek arılardan oluşur. Ana arı, kovandaki en önemli aile ferdidir.Bazı özel durumlar dışında her kovanda bir adet bulunan ana arı, yumurtlayarak arı ailesinin çoğalıp güçlenmesini yani popülasyon hacminin sürekli artmasını sağlayan tek kişi durumundadır. Teknik arıcılıkta ana arıyı kullanma süresi iki yıldır. Yaşlı, başarısız ve güçsüz ana arılar, daha az koloni nüfusu ve sonuçta daha az geri dönen bal ürünü demek olduğundan, arıcılar yıllık bakım programlarında yedek ana arı bulundurmaya mutlaka yer vermelidir.<br />
<br />
İnsan sağlığı yönünden önemi<br />
Arıcılık zevkli bir iştir. Arı kendisiyle uğraşan kişiye iş bölümü, çok üstün seviyede çalışma gücü kazandırır, iyi ahlak ve fedakarlık örneği olur. Arıcılar açık havada ağır olmayan ve sürekli bir işle meşgul oldukları için sağlıklıdırlar. Ayrıca sık sık bal yemeleri ve arı sokması sonucu vücutlarına giren arı zehiri nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklıdırlar. Bağışıklık sistemlerinin devamlı çalışıyor olması hastalıklara karşı koymada vücudu tetikte tutar.<br />
Arı denilince aklımıza ilk olarak bal gelir. Bal insanlık tarihi boyunca beslenmenin yanı sıra ilaç olarak kullanılagelmiştir. Yara ve berelerde oldukça yaygın olarak kullanıldığı gibi, bazı yörelerde sünnet işleminde de kullanılmaktadır. Bal bileşimi itibariyle organizma için önemli ve uyumlu, genç ihtiyar herkesin tüketebileceği ve sindirebileceği bir maddedir. İçinde bulunan şekerlerin çoğunun monosakkarit halinde olması nedeniyle sindirimi çok kolaydır, midede pek fazla kalmaz, bağırsaklardan kolayca emilir, karaciğerde çok az bir işlemle depolanır. Bileşimindeki karbonhidratlar nedeniyle enerji deposudur, ayrıca vitaminler, enzimler, mineraller ve bileşimi açıklanmamış bir çok madde bulunmaktadır. Midedeki ülser ve yaraları kapatıcı rol oynar, ılık suyla içildiğinde kabızlığı, soğuk suyla içildiğinde ishali önler. Uykusuzluk ve sinirlilik hallerinde sakinleştirici olarak kullanılabilir. Kalp ve damar hastalıklarında ayrıca şeker hastalığında tavsiye edilir. Ciltteki yara ve sivilcelerin iyileşmesi, cildin taze ve yumuşak kalması için kullanılır. Bazı krem, sabun ve losyon gibi güzellik ürünlerine de katılmaktadır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Balın Faydaları]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-balin-faydalari.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 21:53:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-balin-faydalari.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">DİŞ AĞRISI</span><br />
Bir kaşık toz tarçın ve 5 tatlı kaşığı bal karışımı ağrıyan dişe tatbil edildiğiğnde diş ağrısını kestiği tespit edildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">HAZIMSIZLIK VE GRİP</span><br />
Toz tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler. İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KANSER</span><br />
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KALP HASTALIKLARI</span><br />
Bal ve tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür. Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları<br />
kuvvetlenecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KISIRLIK</span><br />
Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı, yıllardır, erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamıyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz Tarçın kullanmaktadırlarGebe kalamayan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir bir sakız üzerine koyup çiğnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KOLESTEROL</span><br />
İki kaşık bal, üç tatlı kaşığı toz tarçın,450 gr. demlenmiş çay<br />
içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat<br />
içerisinde % 10 düşecektir. Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları i,çin uygulanabilir.Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün<br />
düşmesine yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">MİDE AĞRILARI </span><br />
Bal ve tarçın kürlerinin, mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">GAZ</span> <br />
<br />
Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğinden göstermiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SAÇ DÖKÜLMESİ</span><br />
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilacesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve taklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır.5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SOĞUK ALGINLIĞI</span><br />
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz tarçın günde üç defa<br />
yenir.Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">YAŞLILIK</span><br />
Bal ve tarçınla hazırlanan çay,düzenli alındığında yaşlılık<br />
harabiyetini önler.4 kaşık bal,1 kaşık toz Tarçın , 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri,taze ve yumşak tutar, yıpranmasını durdurur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">YORGUNLUK</span><br />
Araştırmayı yapan Dr.Milton, bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ZAYIFLAMA</span><br />
Bir bardak su içerisine eşit miktarda bal ve tarçın konup kaynatılır.<br />
Hergün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir.Düzenli uygulanırsa kilo verilir.Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde, yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">DİŞ AĞRISI</span><br />
Bir kaşık toz tarçın ve 5 tatlı kaşığı bal karışımı ağrıyan dişe tatbil edildiğiğnde diş ağrısını kestiği tespit edildi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">HAZIMSIZLIK VE GRİP</span><br />
Toz tarçın 2 kaşık bal üzerine serpilip yemekten önce alındığında asit oluşumunu ve hazımsızlığı önler. İspanya da yapılan bir araştırmada bal içerisindeki bir maddenin grip mikroplarını öldürdüğü ve hastaları gripten koruduğu saptanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KANSER</span><br />
Japonya ve Avustralya da yapılan bir araştırmada, mide ve kemik kanserleri üzerinde başarılı olunmuştur. Bu tür kanserlere yakalanan hastalar günde bir kaşık bal ve bir kaşık tarçını bir ay süreyle günde üç defa almalıdırlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KALP HASTALIKLARI</span><br />
Bal ve tarçınla bir karışım yap ve bunu her sabah kahvaltıda reçel veya marmelat yerine ekmek üzerine sür. Bu uygulama arterlerdeki kolesterolleri eriterek hastaları kalp krizinden korur. Bu uygulama ile, daha önce kalp krizi geçirmiş kişiler, ikinci krizden kilometrelerce uzakta olacaklardır.Bu uygulamayı düzenli olarak yapan kişilerde solunum güçlüğü ortadan kalkacak ve kalp atışları<br />
kuvvetlenecektir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KISIRLIK</span><br />
Eski Yunan ve Ayurvedikler Balı, yıllardır, erkeklerin spermalarını kuvvetlendirmek için kullanmışlardır.Eğer kudretsiz bir erkek düzenli olarak uyumadan önce 2 kaşık bal yerse problemleri çözülecektir.Çin,Japon ve uzakdoğu ülkelerinde ,gebe kalamıyan ve uterusunu kuvvetlendirmek isteyen kadınlar asırlardır toz Tarçın kullanmaktadırlarGebe kalamayan kadınlar bir tutam toz Tarçın ve yarım tatlı kaşığı balı gün boyunca bir bir sakız üzerine koyup çiğnediklerinde tükürükle karışarak yavaş yavaş emilerek etkili olmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KOLESTEROL</span><br />
İki kaşık bal, üç tatlı kaşığı toz tarçın,450 gr. demlenmiş çay<br />
içerisinde eritilerek içildiğinde kan kolesterol seviyesi 2 saat<br />
içerisinde % 10 düşecektir. Artrit hastalarına tavsiye edilen kür de günde 3 defa kolesterol hastaları i,çin uygulanabilir.Adı geçen dergideki bilgilere göre günlük gıda ile alınan bal bile kolesterolün<br />
düşmesine yardımcı olabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">MİDE AĞRILARI </span><br />
Bal ve tarçın kürlerinin, mide ağrıları için olduğu kadar mide ülserleri için de yararlı olduğu saptanmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">GAZ</span> <br />
<br />
Hindistan ve Japonyada yapılan araştırmalar Bal ve Tarçının midedeki gazı giderdiğinden göstermiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SAÇ DÖKÜLMESİ</span><br />
Saçı dökülenlerle tepesi açılanlar sıcak zeytinyağı içerisine bir kaşık bal,bir tatlı kaşığı toz Tarçın ilacesiyle elde edilen krem banyodan önce başa sürülür ve taklaşık 15 dakika bekledikten sonra yıkanır.5 dakikalık bir uygulama dahi etkili olabilir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SOĞUK ALGINLIĞI</span><br />
Bir kaşık ılıtılmış Bal,1/4 tatlı kaşığı toz tarçın günde üç defa<br />
yenir.Bu uygulama birçok kronik öksürük,soğuk algınlığı ve sinüslerin temizlenmesi için de geçerlidir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">YAŞLILIK</span><br />
Bal ve tarçınla hazırlanan çay,düzenli alındığında yaşlılık<br />
harabiyetini önler.4 kaşık bal,1 kaşık toz Tarçın , 3 bardak su içerisinde kaynatılarak bir içecek hazırlanır. Günde 3-4 defa ¼ bardak miktarında içilir. Deriyi diri,taze ve yumşak tutar, yıpranmasını durdurur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">YORGUNLUK</span><br />
Araştırmayı yapan Dr.Milton, bir bardak su içerisinde ½ kaşık bal ve biraz toz tarçının hergün kuşluk vakti ve vücut direncinin düşmeye başladığı takriben saat 15.00 te alındığında bir hafta içerisinde canlılığın arttığını tesbit etmiştir<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ZAYIFLAMA</span><br />
Bir bardak su içerisine eşit miktarda bal ve tarçın konup kaynatılır.<br />
Hergün kahvaltıdan yarım saat önce aç karnına ve yatmadan önce içilir.Düzenli uygulanırsa kilo verilir.Ayrıca bu karışım düzenli olarak içildiğinde, yüksek kalorili diyet alınsa bile, vücutta yağın birikmesine engel olur.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arı Sokmasının Faydaları]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ari-sokmasinin-faydalari.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 21:52:06 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ari-sokmasinin-faydalari.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Arı bizi ya sokarsa diye korkup uzaklaştığınız bile olmuştur. Peki hiç aklınıza gelirmiydi arı sokmasının bir çok sağlık sorununa şifa olacağı?</span><br />
<br />
<br />
Bilim adamları arı sokmasından kaynaklanan sıvı zehrin eklem iltihabını tedavi etmeye ve hatta önlemeye yardımcı olduğunu belirlediler.<br />
<br />
The Telegraphta yer alan habere göre, Brezilyadaki Sao Paulo Üniversitesinde görevli araştırma ekibi arı zehrinin eklem iltihabına yol aaçan eklemlerdeki zararlı iltihabı kontrol edebildiğini tespit ettiler.çan eklemlerdeki zararlı iltihabı kontrol edebildiğini tespit ettiler.<br />
<br />
Bu zehrin vücutta iltihabı düzenleyen doğal hormonları artıran moleküller içerdiği kaydedildi<br />
<br />
Arı tedavisi, romatizma ve eklem iltihabı gibi sorunlar yaşayan hastalarda gözle görülür etki yapıyor.<br />
<br />
Arı sokmasından kaynaklanan sıvı Zehir kan dolaşımını hızlandırıyor.<br />
<br />
Eklem iltihablarından kaynaklanan ağrıları dindiriyor<br />
<br />
Arı sokması tedavisinin belli başlı birkaç hastalık tedavisinde kullanıldığı da belirtiliyor. O hastalıkların başında astım gelmektedir.,<br />
,<br />
<br />
Diğer hastalıklardan biri de MS hastalığıdır. Avrupada bir çok hasta bu yöntemle tedavi ediliyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;">Arı bizi ya sokarsa diye korkup uzaklaştığınız bile olmuştur. Peki hiç aklınıza gelirmiydi arı sokmasının bir çok sağlık sorununa şifa olacağı?</span><br />
<br />
<br />
Bilim adamları arı sokmasından kaynaklanan sıvı zehrin eklem iltihabını tedavi etmeye ve hatta önlemeye yardımcı olduğunu belirlediler.<br />
<br />
The Telegraphta yer alan habere göre, Brezilyadaki Sao Paulo Üniversitesinde görevli araştırma ekibi arı zehrinin eklem iltihabına yol aaçan eklemlerdeki zararlı iltihabı kontrol edebildiğini tespit ettiler.çan eklemlerdeki zararlı iltihabı kontrol edebildiğini tespit ettiler.<br />
<br />
Bu zehrin vücutta iltihabı düzenleyen doğal hormonları artıran moleküller içerdiği kaydedildi<br />
<br />
Arı tedavisi, romatizma ve eklem iltihabı gibi sorunlar yaşayan hastalarda gözle görülür etki yapıyor.<br />
<br />
Arı sokmasından kaynaklanan sıvı Zehir kan dolaşımını hızlandırıyor.<br />
<br />
Eklem iltihablarından kaynaklanan ağrıları dindiriyor<br />
<br />
Arı sokması tedavisinin belli başlı birkaç hastalık tedavisinde kullanıldığı da belirtiliyor. O hastalıkların başında astım gelmektedir.,<br />
,<br />
<br />
Diğer hastalıklardan biri de MS hastalığıdır. Avrupada bir çok hasta bu yöntemle tedavi ediliyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Arı Soktuğunda Ne Yapmalıyız ? ]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ari-soktugunda-ne-yapmaliyiz.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 21:47:18 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ari-soktugunda-ne-yapmaliyiz.html</guid>
			<description><![CDATA[Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili ve Alsancak Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, arı sokmasında halk arasında yapılan bazı uygulamaların doğru olmadığını bildirdi... <br />
<br />
Dr. Rodoplu, ilkbahar ve yaz aylarında arı sokması ve buna bağlı alerjik reaksiyonların önemli bir acil olgu olduğunu belirtti. Arı sokan insanların yüzde 5'inde arı zehrine karşı alerji olduğunu, bunun da önemli sağlık sorunlarına yol açtığını kaydeden Rodoplu, arı zehrinin solunum durmasına kadar ileri etkilere yol açabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Alerjiye en fazla yol açan ve zehirli olan arı türünün, bal arısı olduğunu ve insanda anaflaksi denilen aşırı duyarlılığa bağlı şok tablosu meydana getirdiğini anlatan Dr. Rodoplu, böyle bir durumda önce ciltte kırmızılık, şişme ve kabarıklık görüldüğünü, daha sonra şişmenin bütün vücuda yayıldığını söyledi.<br />
<br />
Dr. Rodoplu, bu durumda kaşıntı görülebileceğini, dudak ve dil ile solunum yolu iç örtüsünün de (mukoza) şişerek nefes borusunda spazm (bronkospazm), hırıltı, göğüste solunum yetersizliğine yol açabildiğini ifade ederek, ilk yardım konusunda şu bilgiyi verdi:<br />
<br />
''İğneyi görebilirseniz, tırnaklarınız yardımıyla veya cımbız kullanarak çıkarabilirsiniz. Sokma yerini bol soğuk suyla yıkayın. Solunum sorunu olanlarda gerekli temel yaşam desteği yapılması lazım. Arının soktuğu bölgeye, zehrin kana karışmasını engellemek amacıyla turnike uygulaması, ısırılması, emilmesi, dağlanması asla önerilmeyen yöntemlerdir. Bunlar doğru bilinen yanlışlardır ve bu tip girişimlerin hiçbir bilimsel açıklaması olmadığı gibi pratik faydası da yoktur. Çünkü zehir ciltten girdikten sonra saniyeler içinde kana ve oradan da tüm vücuda yayılır. Bu nedenle çeşitli girişimlerle bunu engellemek asla mümkün değildir.'']]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili ve Alsancak Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi Uzman Doktor Ülkümen Rodoplu, arı sokmasında halk arasında yapılan bazı uygulamaların doğru olmadığını bildirdi... <br />
<br />
Dr. Rodoplu, ilkbahar ve yaz aylarında arı sokması ve buna bağlı alerjik reaksiyonların önemli bir acil olgu olduğunu belirtti. Arı sokan insanların yüzde 5'inde arı zehrine karşı alerji olduğunu, bunun da önemli sağlık sorunlarına yol açtığını kaydeden Rodoplu, arı zehrinin solunum durmasına kadar ileri etkilere yol açabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Alerjiye en fazla yol açan ve zehirli olan arı türünün, bal arısı olduğunu ve insanda anaflaksi denilen aşırı duyarlılığa bağlı şok tablosu meydana getirdiğini anlatan Dr. Rodoplu, böyle bir durumda önce ciltte kırmızılık, şişme ve kabarıklık görüldüğünü, daha sonra şişmenin bütün vücuda yayıldığını söyledi.<br />
<br />
Dr. Rodoplu, bu durumda kaşıntı görülebileceğini, dudak ve dil ile solunum yolu iç örtüsünün de (mukoza) şişerek nefes borusunda spazm (bronkospazm), hırıltı, göğüste solunum yetersizliğine yol açabildiğini ifade ederek, ilk yardım konusunda şu bilgiyi verdi:<br />
<br />
''İğneyi görebilirseniz, tırnaklarınız yardımıyla veya cımbız kullanarak çıkarabilirsiniz. Sokma yerini bol soğuk suyla yıkayın. Solunum sorunu olanlarda gerekli temel yaşam desteği yapılması lazım. Arının soktuğu bölgeye, zehrin kana karışmasını engellemek amacıyla turnike uygulaması, ısırılması, emilmesi, dağlanması asla önerilmeyen yöntemlerdir. Bunlar doğru bilinen yanlışlardır ve bu tip girişimlerin hiçbir bilimsel açıklaması olmadığı gibi pratik faydası da yoktur. Çünkü zehir ciltten girdikten sonra saniyeler içinde kana ve oradan da tüm vücuda yayılır. Bu nedenle çeşitli girişimlerle bunu engellemek asla mümkün değildir.'']]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-turkiye-ari-yetistiricileri-merkez-birligi.html</link>
			<pubDate>Mon, 21 Feb 2011 13:56:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-turkiye-ari-yetistiricileri-merkez-birligi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TAB'a nasıl ulaşabilirsiniz?</span>	 	 <br />
<span style="font-weight: bold;">Adres</span>: İzmir-2 Caddesi No 42/7 Kızılay Ankara<br />
<br />
Telefon: +90.312.417.59.72 / 73<br />
<br />
Fax:  +90.312.417.59.77<br />
<br />
E-mail: merkez@tab.org.tr<br />
<br />
Web: <a href="http://www.tab.org.tr" target="_blank">http://www.tab.org.tr</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği</span><br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TAB'a nasıl ulaşabilirsiniz?</span>	 	 <br />
<span style="font-weight: bold;">Adres</span>: İzmir-2 Caddesi No 42/7 Kızılay Ankara<br />
<br />
Telefon: +90.312.417.59.72 / 73<br />
<br />
Fax:  +90.312.417.59.77<br />
<br />
E-mail: merkez@tab.org.tr<br />
<br />
Web: <a href="http://www.tab.org.tr" target="_blank">http://www.tab.org.tr</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BÖLGESEK IRK KULLANILMASI]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-bolgesek-irk-kullanilmasi.html</link>
			<pubDate>Wed, 19 Jan 2011 07:44:26 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-bolgesek-irk-kullanilmasi.html</guid>
			<description><![CDATA[Değerli meslektaşlarım, Yurdumuzun deniz seviyesinden yükseklik konumuna göre, hali hazır bulunan arı ırklarımızın kullanılmasının nedenli önemli bir mevzu olduğunu biliyor musunuz?<br />
Arı sağlığı konusunda, <br />
<br />
Bal ve mumda antibiyotik veya arı zararlılarına karşı kullanılan ilaçların artık madde kalması konusunda,<br />
<br />
Mevsimsel bakım ve koloninin geliştirilmesi konusunda,<br />
Arı ürünlerinin ambalaj ve markalaşma konularında,<br />
Vs, vs , vs, vs .<br />
<br />
Yüzeysel veye derinlik arz eden her tür konularda sürekli olarak ortaya konan fikir veya sistemlerden bahsedilen yurdumuzda, ne yazık ki bölgesel olarak(deniz seviye yüksekliği) kullanılması gereken arı ırklarımız konulu hiç bir panel veya sempozyum düzenlenmemiştir.<br />
Böyle bir panel veya sempozyum düzenlendi diyebilmeniz için, yurdumuzda ki koloni başına düşen 17 kilogramlık ortalama bal rekoltesinin en az 25 kilograma çıkması gerekirdi.<br />
Eğer bu konunun ne denli can alıcı bir konu olduğunun farkına varılmış olsa, milli ekonomimize nedenli bir katkıda bulunacağı anlaşılmış olsaydı uzun yıllardan beri bu mevzu çok ince detaylarıyla birlikte incelenir ve bir sonuca bağlanırdı.<br />
<br />
Şimdi konunun detaylarına girelim inşaallah.<br />
<br />
1- Deniz seviyesine sıfır ile, 300 mt rakım yüksekliği arasında yetişen bitki örtülerimiz ve bu bölgelerimizdeki baskın baskın gen tabiri olarak ta bulunan arı ırklarımızın çok acilen tespit edilmesi gerekir.<br />
<br />
2- Yine sıfır ile, 300  mt'lik rakım yüksekliklerinde sabit arıcılık yapan dostlarımızın ellerindeki arı ırkları ile, o bölgelere gezginci arıcılık statüsünde gelen dostlarımızın konakladıkları süre içerisinde, hangi arı ürünlerini ne düzeyde elde ettiklerinin karşılaştırılması gerekir.<br />
<br />
3. Yukarıdaki iki madde kendi içinde sabit ve seyyar arıcılık yapan dostlarımızın ürün karşılaştırılmasındaki farkla ilgili idi. Oysa asıl konu, aynı seviyede kışlatılan arılarda koloni takip formları tutularak, ilk bahara çıkan kolonilerin gelişme ve performans fizibilitelerinin ortaya konması gerekir.<br />
<br />
4. Bölgede bulunan arı ırkları ile, seyyar olarak konaklayan arıcılarımıza ait ırklarımızın aynı rakım yükseklikleri arasında, aynı eşit şartlarda bakım ve beslemeler yapılarak, sonuçta elde edilen arı ürünlerinin ne düzeyde elde edildiğinin açığa çıkartılması gerekir.<br />
<br />
5. Deneme yanılma yöntemi için vaktin çok geç olduğu şuurundan yola çıkılarak, Anadolu'muzda bulunun arı ırklarımızın zaten özellikleri bilindiğine göre, her bölgeye ait bölgesel hibritlerin sabit arıcılarımızda korunması için her türlü imkanın devlet tarafından desteklenmesi gerekir.<br />
<br />
6. GDO'lu tohumlarda ortaya çıkan nahoş sonuçların Anadolu arıcılığımızda,  dönüşü çok yüksek bedellerle telafi edileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. <br />
<br />
              Muhterem dostlarım. Konumuzla ilgili maddeleri daha fazla detaylandırmak istemiyorum; çünkü çok uzun ve kapsamlı araştırmalar yapılması gerekir. <br />
 Fakat ben gerçekten bu vatan topraklarında arıcılığı biliyorum ve bu meslekten geçimimi temin ediyorum diyen insanların bu konu ile ilgili gerçekleri gizlemelerinin ahirette ne büyük veballerinin olduğunu da hatırlatmak isterim.<br />
<br />
Bilinen bir gerçeği sizlerle paylaşayım dostlarım. Yurdumuzun ihtiyacı olan arı ürünlerinin ne kadarının ithal edildiğinin farkında mısınız? <br />
<br />
İklim mi yok? Bilgimi yok? Arımı yok? Arıcımı yok? <br />
<br />
Hani bir espiri vardı ya, un var, şeker var, yağ var ne duruyorsun, HELVA YAPSANA.<br />
Arkadaşlar. Sizler bağlı bulunduğunuz birliklerinizi, onlar merkezi, merkezdekiler devletin ilgili kurumlarını uyararak yukarıdan aşağıya anlatmak istediklerimin ne kadar önemli olduğunun anlaşılması lazım.<br />
<br />
Yoksa yarın bir gün, ithal edilen binlerce ANGUSLAR gibi, sizlerde binlerce KOLONİ ithal etmek zorunda kalırsınız.<br />
<br />
Yok yahu daha neler diyen varsa, koloni başına ortalama bal, polen ve diğer arı ürünlerinin rekolte durumlarına bakıp gerçeği anlasınlar lütfen.<br />
<br />
Olaya birde yurdumuzda üretilen ana arıların talep edildiği bölgelere ırk özellikleri bakımından uyup uymaması açısından bakmamız lazım.<br />
<br />
İşte bu yüzden, rakımsal ve bölgesel olarak hangi arı ırklarımızın kullanılması gerektiğinin çok iyi analiz yapılması lazım.<br />
<br />
Bu tespit öncelikle arıcı meslektaşlarımızı hangi Arı ırkı ile çalıştığı ve ne kadar rakım yüksekliklerinde bulunması gerektiğini; en önemlisi ise çalışması gereken arı ırkından en yüksek limitte hangi arı ürününü elde ettiğinin bilincinde olmasını sağlayacaktır.<br />
<br />
Trakya'da, Marmara'da, Ege'de, Akdeniz'de, Güneydoğu ve Doğu anadolu'da, Karadeniz ve iç Anadolu'muzda hangi arı ırklarımızın, öncelikle deniz seviyesinden sıfır ila 300 mt yüksekliklerinde (Sabit arıcılık için). <br />
<br />
Kışlık (Seyyar arıcılık için) olarak konaklamalarda, bulunulan yerdeki arıların oğul ve çiftleşme dönemlerinden önce bölgenin izole alanlarından uzakta konaklama yapılmasının çok önemli olduğununda bilinmesi gerekir.<br />
<br />
 Aslında yapılacak iş o kadar kolay ki dostlarım, yeter ki canı gönülden konunun ehemmiyeti anlaşılıp arıcılara anlatılsın. <br />
<br />
Artık konu ile ilgili kurum veya şahıslar, Arı ırkları ile ilgili gen bankasının kesinlikle kurulup bir an evvel bu vatanımızın arıcılarına bulundukları bölge veya seyyar arıcılıkta kullanılması gereken ırkı mecburi olarak kullandırmalıdırlar.<br />
<br />
İnşaallah bu konuda sizlere anlatmak istediklerimi anlamış ve gereği üzere hareket etme yollarını tercih etmiş olursunuz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Allah cc hazretleri cümlemizin her alanda ilmini artırıp hazmını da kolaylaştıra inşaallah.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli meslektaşlarım, Yurdumuzun deniz seviyesinden yükseklik konumuna göre, hali hazır bulunan arı ırklarımızın kullanılmasının nedenli önemli bir mevzu olduğunu biliyor musunuz?<br />
Arı sağlığı konusunda, <br />
<br />
Bal ve mumda antibiyotik veya arı zararlılarına karşı kullanılan ilaçların artık madde kalması konusunda,<br />
<br />
Mevsimsel bakım ve koloninin geliştirilmesi konusunda,<br />
Arı ürünlerinin ambalaj ve markalaşma konularında,<br />
Vs, vs , vs, vs .<br />
<br />
Yüzeysel veye derinlik arz eden her tür konularda sürekli olarak ortaya konan fikir veya sistemlerden bahsedilen yurdumuzda, ne yazık ki bölgesel olarak(deniz seviye yüksekliği) kullanılması gereken arı ırklarımız konulu hiç bir panel veya sempozyum düzenlenmemiştir.<br />
Böyle bir panel veya sempozyum düzenlendi diyebilmeniz için, yurdumuzda ki koloni başına düşen 17 kilogramlık ortalama bal rekoltesinin en az 25 kilograma çıkması gerekirdi.<br />
Eğer bu konunun ne denli can alıcı bir konu olduğunun farkına varılmış olsa, milli ekonomimize nedenli bir katkıda bulunacağı anlaşılmış olsaydı uzun yıllardan beri bu mevzu çok ince detaylarıyla birlikte incelenir ve bir sonuca bağlanırdı.<br />
<br />
Şimdi konunun detaylarına girelim inşaallah.<br />
<br />
1- Deniz seviyesine sıfır ile, 300 mt rakım yüksekliği arasında yetişen bitki örtülerimiz ve bu bölgelerimizdeki baskın baskın gen tabiri olarak ta bulunan arı ırklarımızın çok acilen tespit edilmesi gerekir.<br />
<br />
2- Yine sıfır ile, 300  mt'lik rakım yüksekliklerinde sabit arıcılık yapan dostlarımızın ellerindeki arı ırkları ile, o bölgelere gezginci arıcılık statüsünde gelen dostlarımızın konakladıkları süre içerisinde, hangi arı ürünlerini ne düzeyde elde ettiklerinin karşılaştırılması gerekir.<br />
<br />
3. Yukarıdaki iki madde kendi içinde sabit ve seyyar arıcılık yapan dostlarımızın ürün karşılaştırılmasındaki farkla ilgili idi. Oysa asıl konu, aynı seviyede kışlatılan arılarda koloni takip formları tutularak, ilk bahara çıkan kolonilerin gelişme ve performans fizibilitelerinin ortaya konması gerekir.<br />
<br />
4. Bölgede bulunan arı ırkları ile, seyyar olarak konaklayan arıcılarımıza ait ırklarımızın aynı rakım yükseklikleri arasında, aynı eşit şartlarda bakım ve beslemeler yapılarak, sonuçta elde edilen arı ürünlerinin ne düzeyde elde edildiğinin açığa çıkartılması gerekir.<br />
<br />
5. Deneme yanılma yöntemi için vaktin çok geç olduğu şuurundan yola çıkılarak, Anadolu'muzda bulunun arı ırklarımızın zaten özellikleri bilindiğine göre, her bölgeye ait bölgesel hibritlerin sabit arıcılarımızda korunması için her türlü imkanın devlet tarafından desteklenmesi gerekir.<br />
<br />
6. GDO'lu tohumlarda ortaya çıkan nahoş sonuçların Anadolu arıcılığımızda,  dönüşü çok yüksek bedellerle telafi edileceği gerçeği göz ardı edilmemelidir. <br />
<br />
              Muhterem dostlarım. Konumuzla ilgili maddeleri daha fazla detaylandırmak istemiyorum; çünkü çok uzun ve kapsamlı araştırmalar yapılması gerekir. <br />
 Fakat ben gerçekten bu vatan topraklarında arıcılığı biliyorum ve bu meslekten geçimimi temin ediyorum diyen insanların bu konu ile ilgili gerçekleri gizlemelerinin ahirette ne büyük veballerinin olduğunu da hatırlatmak isterim.<br />
<br />
Bilinen bir gerçeği sizlerle paylaşayım dostlarım. Yurdumuzun ihtiyacı olan arı ürünlerinin ne kadarının ithal edildiğinin farkında mısınız? <br />
<br />
İklim mi yok? Bilgimi yok? Arımı yok? Arıcımı yok? <br />
<br />
Hani bir espiri vardı ya, un var, şeker var, yağ var ne duruyorsun, HELVA YAPSANA.<br />
Arkadaşlar. Sizler bağlı bulunduğunuz birliklerinizi, onlar merkezi, merkezdekiler devletin ilgili kurumlarını uyararak yukarıdan aşağıya anlatmak istediklerimin ne kadar önemli olduğunun anlaşılması lazım.<br />
<br />
Yoksa yarın bir gün, ithal edilen binlerce ANGUSLAR gibi, sizlerde binlerce KOLONİ ithal etmek zorunda kalırsınız.<br />
<br />
Yok yahu daha neler diyen varsa, koloni başına ortalama bal, polen ve diğer arı ürünlerinin rekolte durumlarına bakıp gerçeği anlasınlar lütfen.<br />
<br />
Olaya birde yurdumuzda üretilen ana arıların talep edildiği bölgelere ırk özellikleri bakımından uyup uymaması açısından bakmamız lazım.<br />
<br />
İşte bu yüzden, rakımsal ve bölgesel olarak hangi arı ırklarımızın kullanılması gerektiğinin çok iyi analiz yapılması lazım.<br />
<br />
Bu tespit öncelikle arıcı meslektaşlarımızı hangi Arı ırkı ile çalıştığı ve ne kadar rakım yüksekliklerinde bulunması gerektiğini; en önemlisi ise çalışması gereken arı ırkından en yüksek limitte hangi arı ürününü elde ettiğinin bilincinde olmasını sağlayacaktır.<br />
<br />
Trakya'da, Marmara'da, Ege'de, Akdeniz'de, Güneydoğu ve Doğu anadolu'da, Karadeniz ve iç Anadolu'muzda hangi arı ırklarımızın, öncelikle deniz seviyesinden sıfır ila 300 mt yüksekliklerinde (Sabit arıcılık için). <br />
<br />
Kışlık (Seyyar arıcılık için) olarak konaklamalarda, bulunulan yerdeki arıların oğul ve çiftleşme dönemlerinden önce bölgenin izole alanlarından uzakta konaklama yapılmasının çok önemli olduğununda bilinmesi gerekir.<br />
<br />
 Aslında yapılacak iş o kadar kolay ki dostlarım, yeter ki canı gönülden konunun ehemmiyeti anlaşılıp arıcılara anlatılsın. <br />
<br />
Artık konu ile ilgili kurum veya şahıslar, Arı ırkları ile ilgili gen bankasının kesinlikle kurulup bir an evvel bu vatanımızın arıcılarına bulundukları bölge veya seyyar arıcılıkta kullanılması gereken ırkı mecburi olarak kullandırmalıdırlar.<br />
<br />
İnşaallah bu konuda sizlere anlatmak istediklerimi anlamış ve gereği üzere hareket etme yollarını tercih etmiş olursunuz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Allah cc hazretleri cümlemizin her alanda ilmini artırıp hazmını da kolaylaştıra inşaallah.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ARICILIĞIMIZ HAKKINDA ]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ariciligimiz-hakkinda.html</link>
			<pubDate>Fri, 07 Jan 2011 23:16:55 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ariciligimiz-hakkinda.html</guid>
			<description><![CDATA[Değerli meslektaşlarım, sitemizin internet ortamında yayınlandığı günden bu güne kadar, sizlerle paylaşmış olduğum birçok yazımda acilen gen bankasının kurulması gerektiğini ısrarla belirtmiştim.<br />
<br />
Görülen oki, durumun vehameti <span style="font-weight: bold;">2011</span> yılına giren ülkemizde maalesef tam anlamıyla kavranamamıştır. <br />
<br />
Üzgünüm çok üzgünüm dostlarım.<br />
<br />
Yurdumuzun belirli bölgelerinin birkaç ilinde yapılan toplantı ve panellerde halen Anadolu arıcılığımızın, koloni başına düşen bal ortalamasının 17 Kilogram olarak telaffuz edilmesi öylesine acı ve düşündürücü bir durumki;;;;?<br />
<br />
 Beyler bunu söyleyenlere sözüm, bu durumu biliyor ve üzerine basa basada yurdumuzdaki koloni ortalamısının l7 kilogram olduğunu biliyorsunuz değilmi?<br />
<br />
Bu işi çok iyi bilmeseniz sizleri her halde bulunduğunuz mevkilerede getirmezler değilmi?<br />
<br />
Birazmı yoksa çokmu ayıp ediyorsunuz, lütfen kendiniz karar verin artık.<br />
<br />
Yurdumuzun<span style="font-weight: bold;"> İKLİM, FLORA, RAKIM, MERA KONUMU</span> ve <span style="font-weight: bold;">GEZGİNÇ ARICILIK YOL HARİTASI</span>'da göz önünde bulundurularak, <span style="font-weight: bold;">UYUMLU ARI IRKALRI'</span>nı çok iyi tespit yapmış ve maalesef  BİLMİŞ olsaydınız,  l7 kilogram  değilde  en az  25 kilogram diye bahsetmeniz gerekmezmiydi??????<br />
<br />
Ya hu yine kullanayım şu tabirimi <span style="font-weight: bold;">EL İNSAF BE EL İNSAF.</span><br />
<br />
Yapmayın beyler, her alanda dışa bağımlı olan Anadolumuzu arıcılık alanında,  gelecek nesillerimize bir miras olgusu olarak kabullenip bir üst paragrafta vurguladığım detayları acilen uygulamaya başlayın <span style="font-weight: bold;">BEY  Efendiler.</span><br />
<br />
Elinizin altında öyle fırsatlarınız varki, lütfen yok demeyin, lütfen zor demeyin, lütfen zaman alır demeyinde başlayın <span style="font-weight: bold;">Allah hakkı</span> için başlayın.<br />
<br />
Devletimizin hamdolsun, her türlü imkanı ve alanları var. <br />
Yok, yok;<br />
<br />
O halde her şey varsa helvacı olunda başlayın bari!!!!<br />
<br />
Birçok beldeyi gezdim şükürler olsun. Meslektaşlarımın bilgiye ve doğru eğitmenlere öyle ihtiyaçları varki.<br />
<br />
             <span style="font-weight: bold;">Ahhhhhh birde rant için başa geçmeler olmasa......!</span><br />
<br />
Dünya pazarlarını alt üst edecek potansiyellere sahip olduğumuzu hepiniz biliyorsunuz.<br />
Tespit edilen aksaklıkların daha fazla yaralamalara meydan vermemesi ve canı gönülden çalışmaların başlaması temennimizdir.<br />
<br />
Arı ürünlerimizi pazarlama olayı, iletişim ve maddi imkansızlıklar içinde olan, dürüst üreticilerimizin belini bükmektedir.<br />
<br />
Her bölgemize ait özellikleri içinde bulunduran ballarımızın, insanların şifa kaynağı olarak tüketimlerine sunulması konusuda çok önemli bir problemdir.<br />
<br />
Markalaşma, paketleme, dağıtım ve devletimizin uygulamaya koyduğu sistemleri'de; hilesiz üretim yapan kardeşlerimizin önüne koyduğunuz zaman nasıl bir ortamın oluştuğunu varın sizler hesab edin artık.<br />
<br />
Hakiki bal üreticisi ile, şeker ve diğer katkı maddeleri katarak bala benzeyen, maalesef raflarda, bal amblemleri ile süslenmiş kavanozlarda nelerin halkımıza sunulduğunu ayırt edemeyen veyahut ayırt etmek istemeyen bir sistemlede yüz yüze olduğumuzu  sakın  unutmayın.<br />
<br />
Hakiki bal kriterleri hususunda yokmu devletimizin elinde doküman veya bal analiz cihazları. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Sakkarometre</span></span> diye bilinen bal analiz cihazının maliyet veya fiyatı, yurdumuz insanlarının sağlığının tehlikeye sokulması konusu ile nasıl olurda aynı terazi kefesine konabilir ki?????<br />
<br />
Evet dostlarım, ilerleyen zamanlarda ömrümüz olursa <span style="font-weight: bold;">inşaallah</span>, arıcılığımızın tüm dalları ile ilgili özümlediklerimizi sizlerle paylaşacağım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Allah cc hazretleri </span>cümlemizi doğru ve dürüst üretim yaparak insanların kul haklarına düşmemeyi nasip eder <span style="font-weight: bold;">inşaallah.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli meslektaşlarım, sitemizin internet ortamında yayınlandığı günden bu güne kadar, sizlerle paylaşmış olduğum birçok yazımda acilen gen bankasının kurulması gerektiğini ısrarla belirtmiştim.<br />
<br />
Görülen oki, durumun vehameti <span style="font-weight: bold;">2011</span> yılına giren ülkemizde maalesef tam anlamıyla kavranamamıştır. <br />
<br />
Üzgünüm çok üzgünüm dostlarım.<br />
<br />
Yurdumuzun belirli bölgelerinin birkaç ilinde yapılan toplantı ve panellerde halen Anadolu arıcılığımızın, koloni başına düşen bal ortalamasının 17 Kilogram olarak telaffuz edilmesi öylesine acı ve düşündürücü bir durumki;;;;?<br />
<br />
 Beyler bunu söyleyenlere sözüm, bu durumu biliyor ve üzerine basa basada yurdumuzdaki koloni ortalamısının l7 kilogram olduğunu biliyorsunuz değilmi?<br />
<br />
Bu işi çok iyi bilmeseniz sizleri her halde bulunduğunuz mevkilerede getirmezler değilmi?<br />
<br />
Birazmı yoksa çokmu ayıp ediyorsunuz, lütfen kendiniz karar verin artık.<br />
<br />
Yurdumuzun<span style="font-weight: bold;"> İKLİM, FLORA, RAKIM, MERA KONUMU</span> ve <span style="font-weight: bold;">GEZGİNÇ ARICILIK YOL HARİTASI</span>'da göz önünde bulundurularak, <span style="font-weight: bold;">UYUMLU ARI IRKALRI'</span>nı çok iyi tespit yapmış ve maalesef  BİLMİŞ olsaydınız,  l7 kilogram  değilde  en az  25 kilogram diye bahsetmeniz gerekmezmiydi??????<br />
<br />
Ya hu yine kullanayım şu tabirimi <span style="font-weight: bold;">EL İNSAF BE EL İNSAF.</span><br />
<br />
Yapmayın beyler, her alanda dışa bağımlı olan Anadolumuzu arıcılık alanında,  gelecek nesillerimize bir miras olgusu olarak kabullenip bir üst paragrafta vurguladığım detayları acilen uygulamaya başlayın <span style="font-weight: bold;">BEY  Efendiler.</span><br />
<br />
Elinizin altında öyle fırsatlarınız varki, lütfen yok demeyin, lütfen zor demeyin, lütfen zaman alır demeyinde başlayın <span style="font-weight: bold;">Allah hakkı</span> için başlayın.<br />
<br />
Devletimizin hamdolsun, her türlü imkanı ve alanları var. <br />
Yok, yok;<br />
<br />
O halde her şey varsa helvacı olunda başlayın bari!!!!<br />
<br />
Birçok beldeyi gezdim şükürler olsun. Meslektaşlarımın bilgiye ve doğru eğitmenlere öyle ihtiyaçları varki.<br />
<br />
             <span style="font-weight: bold;">Ahhhhhh birde rant için başa geçmeler olmasa......!</span><br />
<br />
Dünya pazarlarını alt üst edecek potansiyellere sahip olduğumuzu hepiniz biliyorsunuz.<br />
Tespit edilen aksaklıkların daha fazla yaralamalara meydan vermemesi ve canı gönülden çalışmaların başlaması temennimizdir.<br />
<br />
Arı ürünlerimizi pazarlama olayı, iletişim ve maddi imkansızlıklar içinde olan, dürüst üreticilerimizin belini bükmektedir.<br />
<br />
Her bölgemize ait özellikleri içinde bulunduran ballarımızın, insanların şifa kaynağı olarak tüketimlerine sunulması konusuda çok önemli bir problemdir.<br />
<br />
Markalaşma, paketleme, dağıtım ve devletimizin uygulamaya koyduğu sistemleri'de; hilesiz üretim yapan kardeşlerimizin önüne koyduğunuz zaman nasıl bir ortamın oluştuğunu varın sizler hesab edin artık.<br />
<br />
Hakiki bal üreticisi ile, şeker ve diğer katkı maddeleri katarak bala benzeyen, maalesef raflarda, bal amblemleri ile süslenmiş kavanozlarda nelerin halkımıza sunulduğunu ayırt edemeyen veyahut ayırt etmek istemeyen bir sistemlede yüz yüze olduğumuzu  sakın  unutmayın.<br />
<br />
Hakiki bal kriterleri hususunda yokmu devletimizin elinde doküman veya bal analiz cihazları. <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Sakkarometre</span></span> diye bilinen bal analiz cihazının maliyet veya fiyatı, yurdumuz insanlarının sağlığının tehlikeye sokulması konusu ile nasıl olurda aynı terazi kefesine konabilir ki?????<br />
<br />
Evet dostlarım, ilerleyen zamanlarda ömrümüz olursa <span style="font-weight: bold;">inşaallah</span>, arıcılığımızın tüm dalları ile ilgili özümlediklerimizi sizlerle paylaşacağım.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Allah cc hazretleri </span>cümlemizi doğru ve dürüst üretim yaparak insanların kul haklarına düşmemeyi nasip eder <span style="font-weight: bold;">inşaallah.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[DEVŞİRME USULÜ İLE YÜKSEK MİKTARDA BAL ALMA YÖNTEMİ.]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-devsirme-usulu-ile-yuksek-miktarda-bal-alma-yontemi.html</link>
			<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 22:46:35 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-devsirme-usulu-ile-yuksek-miktarda-bal-alma-yontemi.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Muhterem dostlarım.</span><br />
<br />
Sitemizdeki yazılarımı dikkatli bir şekilde izleyen dostlarımın Youtube' deki devşirme usulü ile oğul arı elde etme sistemimle ilgili videoyu da seyrettiklerini düşünerek, devşirme usulü ile yüksek miktarda bal alma yöntemini de sizlere sunayım inşaallah.<br />
<br />
Kuluçkalığı dolduran ancak, tahmini olarak 80 ile l20 bin arasında işçi arı mevcuduna ulaşamayan kolonileriniz; üzülerek belirteyim ki arzuladığınız miktarda bal toplama kapasitesine de ulaşamamış demektir.<br />
<br />
“Yaşlı tarlacı işçi arı miktarını en yüksek sayıya ulaştıramayan dostlarımız, kolonilerinizin önünden bal akan çeşme dahi olsa maalesef bal toplama düzeyini daha başından kaybetmiş olurlar”<br />
 Lütfen bu ifade etmek istediğim konu üzerinde derin, derin düşünün dostlarım.<br />
<br />
Olay tamamen işçi arıların ömürlerinin son 10 günlerinde nektar toplama yeteneklerinin zirvelerinde olmalarıyla bağlantılıdır.<br />
<br />
Genç işçi kadrosu ile, ancak, kovan içi temizlik, kapı nöbetçiliği, ana arı koruma görevi, petek gözlerinin temizlenmesi, ana arının atmış olduğu yumurtalara bakıcı annelik, ilerleyen günlerde polen ve su taşıma görevleri halledilir.<br />
<br />
Bu koloni içindeki sistemin genç işçi kadrolarının ömürlerinin son on gününe kadar böyle devam etmektedir.<br />
<br />
Son on günlerine geldiklerinde artık, Allah cc hazretlerininde NAHL SURESİ 68 ve 69. ayeti kerimelerindeki Vahiy emri, kuvvelerinden fiiliyata dönmektedir.<br />
<br />
İşi manevi emirdeki ilham ve PROGRAM nezdinde düşünecek olursak, deneyim ve tecrübeleri mükemmelliğe erişmiş muhterem dostlarım daha iyi anlayacaklardır.<br />
Henüz amatör grupta olan dostlarımında, Allah cc hazretleri ömür verirse, yolun başlarındayken çok büyük bir tecrübeyi kapmış olacaklar inşaallah.<br />
<br />
Evet dostlarım, devşirme usulündeki sistemimi, sadece ve sadece genç analı, kuluçkalığı doldurmuş ancak nektar akımına çok kısa bir süre kaldığı halde, yukarıda bahsettiğim o işçi arı miktarına erişemeyen kolonilerinize uygulayın inşaallah.<br />
<br />
Kuluçkalığı dolduran genç analı kolonilerinize aynen, devşirme sistemi gibi ancak ilaveye diğer kolonilerinizden sadece kapalı yavrulu çerçeveleri ilave ederek en az l4 ila l6 çerçeveli koloniler elde edin.<br />
<br />
Bu sistem, örneğin, 100 koloni sahibi bir dostumun, 50 koloniye bu şekilde yükleme (Devşirme) çerçevelerle kendine daha yoksak bir bal rekoltesi ayarlama sistemidir.<br />
<br />
İçinizde bir kısım arıcıların bu olmaz gibi peşin hüküm verenleri mutlaka çıkacaktır, cevabım; beyler hiç değilse bir koloninizi bu şekilde deneyin ne kaybedersiniz.<br />
<br />
Allah cc hazretlerininde izin ve inayeti ile başarılı olacaksınız inşaallah.<br />
Eeeeeeee o başarıyı gözlerinizle görünce de bu aciz, günahkar ve acemi arıcı Ahmet BİRBİLEN' ede dua buyurun inşaallah.<br />
<br />
Arkadaşlar, şöyle bir hayal dünyanızda düşünün bakalım; 10 çerçeve olan bir koloninin üzerine en az 4 ila 6 çerçeve kapalı yavru veriyorsunuz. Bu sayede her çerçevede en az 3000 ila 4000 adet işçi arı mevcudunun çıktığını düşünün, heyhaaaaaat, bir anda patlama olur dostlarım patlama.<br />
<br />
Bu işlemi kolonilerinizi taşıdığınız yerdeki nektar akımından en az 20 gün önce yapıp, birinci ilavenizin ful olmasını sağlamalısınız inşaallah.<br />
<br />
Her konuda olduğu gibi bu konudada yazımı okuduktan sonra acaba veya öylemiydi gibi anlayamadığınız yer olursa lütfen msn üzerinden bana yazın, ölümü tatmamış isem inşaallah, yardımcı olmaya gayret göstereceğim.<br />
<br />
Şimdiden Allah cc hazretleri cümlemize helal, huzurlu ve bol hasatlar nasip eder inşaallah.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Muhterem dostlarım.</span><br />
<br />
Sitemizdeki yazılarımı dikkatli bir şekilde izleyen dostlarımın Youtube' deki devşirme usulü ile oğul arı elde etme sistemimle ilgili videoyu da seyrettiklerini düşünerek, devşirme usulü ile yüksek miktarda bal alma yöntemini de sizlere sunayım inşaallah.<br />
<br />
Kuluçkalığı dolduran ancak, tahmini olarak 80 ile l20 bin arasında işçi arı mevcuduna ulaşamayan kolonileriniz; üzülerek belirteyim ki arzuladığınız miktarda bal toplama kapasitesine de ulaşamamış demektir.<br />
<br />
“Yaşlı tarlacı işçi arı miktarını en yüksek sayıya ulaştıramayan dostlarımız, kolonilerinizin önünden bal akan çeşme dahi olsa maalesef bal toplama düzeyini daha başından kaybetmiş olurlar”<br />
 Lütfen bu ifade etmek istediğim konu üzerinde derin, derin düşünün dostlarım.<br />
<br />
Olay tamamen işçi arıların ömürlerinin son 10 günlerinde nektar toplama yeteneklerinin zirvelerinde olmalarıyla bağlantılıdır.<br />
<br />
Genç işçi kadrosu ile, ancak, kovan içi temizlik, kapı nöbetçiliği, ana arı koruma görevi, petek gözlerinin temizlenmesi, ana arının atmış olduğu yumurtalara bakıcı annelik, ilerleyen günlerde polen ve su taşıma görevleri halledilir.<br />
<br />
Bu koloni içindeki sistemin genç işçi kadrolarının ömürlerinin son on gününe kadar böyle devam etmektedir.<br />
<br />
Son on günlerine geldiklerinde artık, Allah cc hazretlerininde NAHL SURESİ 68 ve 69. ayeti kerimelerindeki Vahiy emri, kuvvelerinden fiiliyata dönmektedir.<br />
<br />
İşi manevi emirdeki ilham ve PROGRAM nezdinde düşünecek olursak, deneyim ve tecrübeleri mükemmelliğe erişmiş muhterem dostlarım daha iyi anlayacaklardır.<br />
Henüz amatör grupta olan dostlarımında, Allah cc hazretleri ömür verirse, yolun başlarındayken çok büyük bir tecrübeyi kapmış olacaklar inşaallah.<br />
<br />
Evet dostlarım, devşirme usulündeki sistemimi, sadece ve sadece genç analı, kuluçkalığı doldurmuş ancak nektar akımına çok kısa bir süre kaldığı halde, yukarıda bahsettiğim o işçi arı miktarına erişemeyen kolonilerinize uygulayın inşaallah.<br />
<br />
Kuluçkalığı dolduran genç analı kolonilerinize aynen, devşirme sistemi gibi ancak ilaveye diğer kolonilerinizden sadece kapalı yavrulu çerçeveleri ilave ederek en az l4 ila l6 çerçeveli koloniler elde edin.<br />
<br />
Bu sistem, örneğin, 100 koloni sahibi bir dostumun, 50 koloniye bu şekilde yükleme (Devşirme) çerçevelerle kendine daha yoksak bir bal rekoltesi ayarlama sistemidir.<br />
<br />
İçinizde bir kısım arıcıların bu olmaz gibi peşin hüküm verenleri mutlaka çıkacaktır, cevabım; beyler hiç değilse bir koloninizi bu şekilde deneyin ne kaybedersiniz.<br />
<br />
Allah cc hazretlerininde izin ve inayeti ile başarılı olacaksınız inşaallah.<br />
Eeeeeeee o başarıyı gözlerinizle görünce de bu aciz, günahkar ve acemi arıcı Ahmet BİRBİLEN' ede dua buyurun inşaallah.<br />
<br />
Arkadaşlar, şöyle bir hayal dünyanızda düşünün bakalım; 10 çerçeve olan bir koloninin üzerine en az 4 ila 6 çerçeve kapalı yavru veriyorsunuz. Bu sayede her çerçevede en az 3000 ila 4000 adet işçi arı mevcudunun çıktığını düşünün, heyhaaaaaat, bir anda patlama olur dostlarım patlama.<br />
<br />
Bu işlemi kolonilerinizi taşıdığınız yerdeki nektar akımından en az 20 gün önce yapıp, birinci ilavenizin ful olmasını sağlamalısınız inşaallah.<br />
<br />
Her konuda olduğu gibi bu konudada yazımı okuduktan sonra acaba veya öylemiydi gibi anlayamadığınız yer olursa lütfen msn üzerinden bana yazın, ölümü tatmamış isem inşaallah, yardımcı olmaya gayret göstereceğim.<br />
<br />
Şimdiden Allah cc hazretleri cümlemize helal, huzurlu ve bol hasatlar nasip eder inşaallah.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[arı bölme]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ari-bolme.html</link>
			<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 12:07:58 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-ari-bolme.html</guid>
			<description><![CDATA[herkese bol bereketli hasatlar .Gerçi bu sene havalar çok değişik bakalım nasıl olacak. ben arıları 1 ay önce böldüm. fakat bölmelerden biri çıkan tüm anaları kesti.Tekrar yumurtalı çerçeve verdim fakat ana çevirmedi kovanda anada yok yumurtada yok ne yapmalıyım]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[herkese bol bereketli hasatlar .Gerçi bu sene havalar çok değişik bakalım nasıl olacak. ben arıları 1 ay önce böldüm. fakat bölmelerden biri çıkan tüm anaları kesti.Tekrar yumurtalı çerçeve verdim fakat ana çevirmedi kovanda anada yok yumurtada yok ne yapmalıyım]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[karniol ana arı resimleri]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-karniol-ana-ari-resimleri.html</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 23:43:42 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-karniol-ana-ari-resimleri.html</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.picturelines.com/images/z5hfsqvdegwoc2h8bf8_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: z5hfsqvdegwoc2h8bf8_thumb.jpg]" /><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=ae00n17kwy8oib0vkx.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/ae00n17kwy8oib0vkx_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: ae00n17kwy8oib0vkx_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=u72b3kewec7x6l55m42b.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/u72b3kewec7x6l55m42b_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: u72b3kewec7x6l55m42b_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=46z9d9rzdh11p6g0w1ke.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/46z9d9rzdh11p6g0w1ke_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: 46z9d9rzdh11p6g0w1ke_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=n8p34hds0g2wzrq1ocjf.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/n8p34hds0g2wzrq1ocjf_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: n8p34hds0g2wzrq1ocjf_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=t85dc38tpbqs2dkmx89f.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/t85dc38tpbqs2dkmx89f_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: t85dc38tpbqs2dkmx89f_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=57i0cp1160niqbv5q.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/57i0cp1160niqbv5q_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: 57i0cp1160niqbv5q_thumb.jpg]" /></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.picturelines.com/images/z5hfsqvdegwoc2h8bf8_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: z5hfsqvdegwoc2h8bf8_thumb.jpg]" /><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=ae00n17kwy8oib0vkx.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/ae00n17kwy8oib0vkx_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: ae00n17kwy8oib0vkx_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=u72b3kewec7x6l55m42b.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/u72b3kewec7x6l55m42b_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: u72b3kewec7x6l55m42b_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=46z9d9rzdh11p6g0w1ke.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/46z9d9rzdh11p6g0w1ke_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: 46z9d9rzdh11p6g0w1ke_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=n8p34hds0g2wzrq1ocjf.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/n8p34hds0g2wzrq1ocjf_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: n8p34hds0g2wzrq1ocjf_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=t85dc38tpbqs2dkmx89f.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/t85dc38tpbqs2dkmx89f_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: t85dc38tpbqs2dkmx89f_thumb.jpg]" /></a><br />
<br />
<a href="http://www.picturelines.com/viewer.php?file=57i0cp1160niqbv5q.jpg" target="_blank"><img src="http://www.picturelines.com/images/57i0cp1160niqbv5q_thumb.jpg" border="0" alt="[Resim: 57i0cp1160niqbv5q_thumb.jpg]" /></a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[tanışma]]></title>
			<link>http://www.ahmetbirbilen.com/konu-tanisma-384.html</link>
			<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 13:53:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ahmetbirbilen.com/konu-tanisma-384.html</guid>
			<description><![CDATA[.....Tüm arkadaşlara selamlar arıcılığa yeni başlıyorum bilgi ve birikimlerinizle yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla......]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[.....Tüm arkadaşlara selamlar arıcılığa yeni başlıyorum bilgi ve birikimlerinizle yardımcı olursanız sevinirim saygılarımla......]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
